Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
(JJ <ilj>j JJ ¿Sû ^ ^jJl «i j«Jl) Hamd ü senâ ol zât-ı eceli ü a’lâya mahsûstur ki, zât-ı vahdâniyyetinden mukaddem “kabl”in vücûdu yok idi. (/ JJlj ^1) Ya’nîj/^l yb. (y aJfj MI Jaj «eiby Jju ¿Sû ^y Ferdâniyyetini ta’kîb edecek bir şey de yoktur. Zîrâ /Sl / buyurulmuştur. ^j ciS Mj J*j Mj <_jyi Mj 4«^ Jaj 'l/j <lm Jy ^^ û^) ^j c~^ Mj Jy Mj ûbj Mj cJj ^j ¿IjÎ Mj ¿^ Mj ¿i (jlS US jMl yj ûOj b^ Ya’nî Cenâb-ı Hakk’ın vahdet-i zâtiyyesi kezâlik sıfâtı ve efâli ta’dâd olunan hâlâtın birisiyle tavsif olunmaz. Çünkü Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm Efendimiz buyuruyor: “Cenâb-ı Allah var idi, başka bir şey yok idi. Şimdi de hâl böyledir.” (UEy ^ iyil y*j işUj ^ J^Çl /) Bizzât vâhid ve münferiddir. Vahdâniyyet ve ferdâniyyet ile tavsiften müstağnidir. Zâten ezelde kimse yok imiş, kendisini tavsif eylesin. M»3 ^A #U»«J ^A 4amiI jli ¿>^*<jlj [>~J^ ¿^ ^^° <_Z^) (ojd> ^1 Mevcûdât-ı şâire gibi isim ile müsemmâdan mürekkeb değildir. Yoksa hüdûs lâzım gelirdi. Ya’nî ismini zikirle müsemmâyı murâd eyleriz. Zîrâ ismi kendinin gayrı olsaydı, âl J^j a^ âl MI Jl M kelimesinin küfür olması lâzım gelirdi. İsim ve müsemmânın, aynı veya gayrı olup olmadığına dâir ashâb-ı kirâm îzâhât vermemiş olduklarına ve bâ- husûs mes’elenin nezâket ve mezlaka-i akdâm olduğuna nazaran, ulemânın bir kısmı da sükût etmiş, dîğer bir kısmı ise “ism-i zât”, “esmâ-i sıfât”, “esmâ-i 88

