Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
gözlerinizden maraz tamâmıyla yok olmamış. Bu illet yok olunca hem peygamber vârisi olursunuz, hem de Hak ile birlikte halkı görürsünüz.”49 49 Fütûhât-ı Mekkiyye’de îbn Arabi yapmış olduğu isrâ yolculu ğuna geniş bir şekilde yer verir. Bu yolculuk esnâsında sırasıyla Hz. Âdem, Hz. îsâ, Hz. Yahyâ, Hz. Yûsuf, Hz. İdrîs, Hz. Hârûn, Hz. Mûsâ ve Hz. Îbrâhîm ile karşılaşır. Es’ad Erbîlî ta rafından burada hülâsa edilerek verilen İbn Arabi ile Hz. Hârûn’un buluşması tam olarak şöyledir: Hârûn’a selâm ver dim. Selâmımı aldı ve bana “Hoş geldin.” dedi ve ekledi: “Ey mükemmel vâris, merhaba!” Ben de şöyle dedim: “Sen nebi ve resûl olmana rağmen, halîfenin halîfesisin, öyle mi?” Şöyle dedi: “Ben asıl hükmüyle bir nebiyim. Peygamberliği kardeşi min duâsıyla aldım. Böylece bana verilmiş olan nebîliğe göre bana vahyedilirdi.” Dedim ki: “Ey Hârûn! Ariflerin bir kısmı kendileri için varlığın yok olacağını zannederler ve bu nedenle sâdece Allah’ı görürler. Âlem, onlara göre, Allah’ın yanında il tifat edilecek bir şey değildir. Hiç kuşkusuz o ârifler mertebe bakımından sizden aşağıdadır. Allah senin öfkelenen kardeşine şöyle dediğini bildirir: “Bize düşmanları güldürme.” Bu sözünle onlar adına bir değer takdir ettin. Bu davranış âriflerin hâliyle çelişir.” Hârûn şöyle dedi: “Onlar haklıdır ve onlar zevklerinin verdiğine bir şey eklememişlerdir. Bak! Onlara göre yiten şey âlemden gerçekten kaybolmuş mudur?” Ben de “Hayır” dedim. Şöyle dedi: “Gerçeği olduğu hâl üzere bilgideki eksiklikleri, ka çırdıkları şey ölçüsündedir. Onlara göre âlem yoktur. Öyleyse onların Hak’tan eksiklikleri, âlemden kendilerine perdelenen şey kadardır. Çünkü bütün âlem, Hakk’ın tecellîsinden ibârettir. Hakk’ı bilen için durum böyledir.” îbn Arabi, Fütûhât-ı Mekkiyye (çev. Ekrem Demirli), İstanbul: Litera Yay., 2010, XIII, s. 109-126. 61

