Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hakk’ı dünyâda hiç kimse göremez. Zîrâ vahdâniyyet Onun perdesidir (hicâb). Varlıkta herhangi bir ikilik söz konusu olmadığı için aslında Onu görme imkânı ortadan kalkmaktadır. Ayrıca Onu ör- ten/gizleyen, kendi vahdâniyyetidir. Bu ise keyfiyyeti bizler tarafından tam olarak bilinen bir durum değildir. Şu kadar var ki “O gün nice yüzler Rab’lerine bakarak parıl parıl parlar”™ âyet-i kerîmesinin gereğince, Cenâb-ı Hak müminlere cennette cemâli ile müşerref olmayı ihsân eder. Nebî, resûl veya bir başkası Cenâb-ı Hakk’ı dünyâda baş gözüyle göremez. Ancak Hz. Mu hammed (s.a.v.) baş gözünden geçmiş olan kalbî müşâhedesiyle dünyâda iken Allah’ın cemâlini hem basar (baş gözü) hem de basireti (kalp gözü) ile görmek sûretiyle şeref ve imtiyâz elde etmiştir. Ay rıntılarıyla yapılan bu açıklamadan sonra artık müşâhedenin basar (baş gözü) ya da basiret (kalp gözü) ile vuku’ bulduğuna dâir olan ihtilâfın îzâhına da gerek kalmamıştır. Bu minvâlde îbnü’l- Fârız19 gibi bâzı kimseler, Hz. Peygamber’in sünnet-i bana zâtmt göster de bakayım Sana.’ dedi. Bunun üzerine Hak Teâlâ ‘Sen Beni aslâ göremezsin ancak şu dağa bak, eğer dağ ye rinde durabilirse, sen de Beni göreceksin.’ buyurdu. Rabb’i dağa tecellî edince onu paramparça etti, Mûsâ da bayılarak yere yı ğıldı. Kendisine geldiği vakit şöyle dedi: ‘Ben Seni noksan sıfat lardan tenzih ederim. Sana yönelip tevbe ettim ve ben müminlerin ilkiyim.”’ (A’râf, 7/143) 18 Kıyâme, 75/22-23. 19 Tam adı Ebû Hafs (Ebul-Kâsım) Şerefüddîn Ömer b. Alî b. Mürşid es-Sa’dî el-Hamevî el-Mısrî olan Îbnul-Fârız, 577/1182 31

