Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Mahmûd’da, ne fânî oldu, ne de dâhil, ne de hâriç; Mahmûd ise Muhammed de kezâ... 4—İ o y> ^ ^ 4ji «uUj ^j^^gJİ u3 ^P La dxJ) (¿^ \ <u2j Mahmûd ise nefsini anlayınca, nefsiyle anladığını bildi. (^li *^^3 ^j u-ÂŞCs ^ ^ İJ-<>->^ öü) Zira, Muhammed yok idi; bir şey-i mevcûd onunla bilinemeyeceği bedîhîdir. (j>b Jj^jJlj J^jIjjlj j>lj ûjyujlj jjUl jli) Öyleyse bilen ve bilinen, vâsıl ve mevsûl bir zât-ı vâhiddir; ikilik mefküddur. ¿ili J^vSjJlj 4xi>i? J^aljJli ¿li jjj^b ^■/, <jjLJL) (j>b oj^Jlj üjlj Şu kadar var ki ârif ve vâsıl sıfatı, ma’ruf ve mevsûl zâtıdır; sıfat ve mevsûf ise yekdiğerinin gayrı değildir. (■bj ü/ Aü <J; Jy> ¿^ oL 11a) Bu hadîs-i şeriften maksad ne olduğu tafsîlât-ı sâbıkadan anlaşıldı. (jA ^j^Jlj ^a ¡yljlj _^a üjjxJlj ja üjLJl jl jû^j) Ve tafsîlât-ı sâbıkadan, ârif ve ma’rûfun, gören görünenin bir olduğu dahi anlaşıldı. cJ’ c^î ISG »t*a;j hadîs-i kudsî dahi bu müddeâyı isbâta kâfidir. i^j iyy^j 1»^' '?j^ ^ı öyüj ¿¿âli >3i^ı ^b (ij>jJI İh ¿^ ljJ> ^ilj îddiâ-yı ma’rifette bulunanlann ekseri ki nefslerinin ve Hâlık’larının ma’rifetiyle illet-i vücûddan halâslannı zannetmişlerdir. ^»jjJ ¿Üij flûll i-Lij ^131 Ml ~j Mİ âiJsJl ol Ijlli) ((LLj «3 âıl J3 ^1 Jy ^ Demişler: Ma’rifetullah için tarîk, fenâ ve fenâ-yı fenâya 117

