Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
148 / Musahabe 6_________________________________________ Yağmur, toprağa nasıl hayât ve feyz verirse, bunlar da öylece rûhlara büznillâhî teâlâ gıdâ ve feyz verir, de mektir. Feyz almayan, yağmur görmeyen tarla gibidir. Eski devirlerde pek büyük zevât gelmiştir. Şimdi ise öyle zevât yetişmiyor, deniliyor. Onlarla şimdikilerin farkı araştırılıyor. Yağmurun hangisi hayırlıdır belli ol madığı gibi onların da evvelkilerin mi, yoksa sonrakile rin mi daha hayırlıdır, pek de belli olamaz. Herhangi bir zamanda yağan yağmur ancak o zaman için hayırlı ol duğu gibi, evvel gelen evliyâullah da o zaman için ha yırlı olur, denilebilir. Hakk teâlâ hazretleri hadîs-i kudsîde: “ Velilerim kubbelerim altındadır. Onları benden başkası bilmez." buyurmuştur. Kubâbdan maksat setir dir. Setir, kubbe ile târif buyurulmuştur. Setirden murâd rûhâniyettir. Gerçi bu zâhir mânâya muhâlif gibi görü nürse de hakikatte muhâlif değildir. Çünkü Şâh-ı Nak- şibend ve Abdülkâdir Geylânî hazarâtını herkes tanı yor ve evliyâ olduklarını biliyorlardı. Bununla hadîs-i kudsîye muhâlif mânâ anlaşılamaz. Zîra evliyânın bir zâhiri, bir de rûhâniyeti vardır. Zâhirini herkes görebilir, fakat rûhâniyetlerini göremezler. Evliyâullah umûmiyetle mestûrdurlar. Yerler, içer ler, halk ile muâmele ederler. Cismâniyetleriyle halk içinde bulunurlar. Cenâb-ı Hakk -azze ve celte- “Evlİyâyı benden

