Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Peygamberimiz'e Muhabbet / 39 mukabele etmemizi emir buyurduğu ve Rasûl-i Ekrem’e edilen salât ve duâ-i âcizânemize nazaran ve lütfen kâ fi gördüğü içindir ki, bu vazifemizi İfâya son derece ça lışmalıyız. Cenâb-ı Hakk’ın habîbine salâtı, O’nu melekleri nezdinde senâ buyurması, meleklerin O’na salâtı da kendisine duâ etmeleridir. Yukarıdaki âyet-i celîle nâzil olunca Rasûlullah - sallallahu aleyhi ve sellem- kendisine selâm verilmesini ashâbına emretti. Ashâb-ı kirâm ve sonra gelenler de gerek mübârek kabr-i nebevilerini ziyârette ve gerek ism-i âli-i nebevileri anıldığı zaman O’na selâm ver mekle me’mur olmuşlardır. Bu selâmın mânâsında üç vecih vardır: 1- Her türlü nakîsadan ve âfetten selâm sana ve beraberinde bulunanlara olsun. Bu suretle selâm mas- dar olur. 2- Selâm, seni hıfz ve sıyânette; ikrâm-ı gâyette dâim, kâim ve kefil olsun. Bu sûretle selâm, Allah teâlâ- nın esma-i hüsnâsından olur ki, “selâmet veren Zât-ı eceli ü âlâ” demektir. Cenâb-ı Hakk’ın isimleri içinde buçıdan başka masdar yoktur. 3- İtaat mânâsı nadir ki, teslim de buradan gelir. Ni tekim Cenâb-ı Hakk;

