Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
70 / Musahabe 3 Huşû da “Kalbiyle Cenâb-ı Allah'tan korkmak; te- vâzû ve tezellül etmek ve âzâ ve cevârihi sâkin olup etrafına iltifat etmemektir.” Bu âyet-i celîle nâzil olmazdan evvel bazı ashâb-ı Rasûlullah namazda etrafına bakarlar imiş. Bu âyet-i celîle nâzil olunca ashâb-ı kirâmın, gözlerini secde ma hallinden ayırmadıklarını Ebû Hureyre -radıyallahu anh- rivâyet etmiştir. Medârik, Hâzin tefsirinde huşû: “Namazda cemî mâsivâyı terkle kalbini ve himmetini cem etmek ve gözlerini secde mahallinden ayırmamak sağına ve so luna iltifat etmemek ve elleriyle bir mahallini kaşıyıp oynamamaktan ibârettir.” diye tefsir edilmiştir. Hatta Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- efen dimiz namazda sakalını oynatan bir kimseyi gördüğün de: “Eğer bu adamın kalbinde huşû olsaydı şâir âzâ- sında da huzû olurdu." buyurduğu rivâyet edilmiştir. Nİsâbûrî’de beyân olunduğu veçhile huşû: Nama zın kabulünün şartıdır. Sevâbının şartıdır. Ama borcun dan kurtulmasının şartı değildir. Yani huşû olmadığı halde namazın diğer rükn ü şartlarına riâyetle namazı edâ eden kimsenin üzerinden namaz borcu sâkit olur fakat huşû ile edâ olunmadığı için Cenâb-ı Hakk’ın dergâh-ı izzetinde şâyân-ı kabûl olmaz, mükâfata müs tahak olamaz ve rızâsına nâil olamaz. Nitekim hadîs-i şerîfte, ‘

