Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Mîrâc-ı Nebî / 31 muştur ki îmân edenlerle îmân etmeyen münkir ve kâ firler birbirlerinden ayrılsın. Bu âyet-i celîleye müfessirîn müteaddid mânâlar vermişlerdir. Bazılarına göre rüyâ ile murâd, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimiz hazretlerinin mî- râcda gördüğü acâibâttır, çünkü kâfirler mîrâc-ı nebevîyi inkâr ve tâ'na vesîle ittihaz He tekzîb ettiler ve tuğyanla rını artırdılar ve ehl-i îmânı iğfâle çalıştılar. Mü’minler ise tasdîk ettiler. İşte bu sebeple mîrâc-ı Peygamber, nâsa bir imtihan muâmelesi ve bir fitne olmuştur. Buhârî şerhinde Câbir bin Abdullah’dan ve Müs lim’de Ebû Hureyre’den gelen bir rivâyet vardır. Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’ın rivayetine göre -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimiz buyurmuştur ki: “Mescid-i Aksâ’ya sefer ettiğimi söylediğimde Ku- reyş beni yalanladı. Mescid-i Haram'a gidip Hicr deni len yerde ayakta durdum. Kureyş bana seyahat ettiğim yerlerden soruyorlardı. Bilhassa Mescid-i Aksâ’ya dâir le müşriklere haber verince Ebû Cehil ve emsali müşrikler gülüştüler ve dediler ki: "Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- cehennemin ateşi taşları bile yakacağını söylerken cehennemde ağaç olduğunu beyân ediyor. Halbuki ateşin şanı taştan evvel ağacı yakmaktır. Bu söz ise gülmeğe şayandır.” dediler. İşte bu zakkum ağacı haklarında bir fitne oldu. '•Kâdİr-i mutlak teâlâ ve tekaddes hazretlerinin kudretiyle Hind tarafın da “semender" ismindeki bir kuşun ateşte yaşadığı mâlumdur. Zakkum ağacının ateşte yaşamasından bir canlı kuşun ateşte yaşaması daha gariptir. Akl-ı beşer onu idrâkten âcizdir. Âhiret ahvali ise pek çok hike- miyâtı câmîdir. Hususiyle Fahr-I âlem -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimiz hazretleri zaman-ı nübüvvetinden evvelden bile müşrikler arasında "Muhammedü'l Emin" nâmıyla mulakkab iken doğru söz söy leyenlerin en sâdıkı olduğu halde inkâr etmişlerdi. Halbuki hakîkî bir müslümanın efendimizin sözlerine kamilen inanması lâzımdır.

