Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Bazı Fitneler / 259 Anlaşılıyor ki Huzeyfe -radıyallahu anh-’ın, Muhbir- i Sâdık' Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’den öğ rendiğine göre Ömer -radıyallahu anh-’ın vücûdu fitne ye karşı sedd-i sedîd imiş. O hayatta oldukça muntazır olan korkunç fitneler hâdis olmayacakmış. Onun için "ondan sana bir şey yok” demiş. "Kapı, Osman -radıyallahu anh- iken Ömer -radıyal- lahu anh- kendisidir zannında idi.” diyenlerin de sözün de bir veçhe vardır. Hısn-ı İttihad ve ittilânın dış kapısı Hazret-i Fâruk idi. O hayatta iken iç kal’aya fitnenin hü- cûmuna meydan kalmadı. Hazret-i Fâruk’un şahâdetiyle dış kapı açıldıktan sonra rüesâ-yı fitne olan hâinler iç kapı olan Halîfe Zi’n-Nûreyn’e taarruza âsânlık buldular. Hazret-i Ömer -radıyallahu anh-’ın kapının kendi zâtı ol duğunu bildiği halde kendisinden sonra gelecek fitne den suâl etmesi fitnenin azametini bildiği ve şâyet tafsi lâtını unutmuşsa hatırlaması içindir. Kendi zamanında belki mukaddemâtı zuhûr eder diye korkuyormuş! Üsâme -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu işittim demiştir: - Kıyamet gününde bir kişi getirilip cehenneme atı lır da cehennemde onun bağırsakları derhal kamından dışarı çıkar. Ve değirmen merkebinin değirmende dön düğü gibi döner. Bunun üzerine cehennem halkı onun başına toplanıp da: - Ey filân, hal ve şânın nedir? Sen bize -dünyada- iyilik emredip bizi kötülükten nehyeden -bir öğütçü- de ğil mi idin derler. O da:

