Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Duâ / 225 kudsî kullarına bir tehdîd, bir vaad-i İlâhîdir? Binâena leyh biz kullar, biz mü’minler Kâdir-i mutlak olan Vâhi- bü’l-atâyâ zü'l-celâl hazretlerine dâima duâ, tazarrû ve niyâzda davâm üzere olmaklığımız vecîbe-i ubûdiyeti- mizdendir. Yoksa yalnız sıkı ve darda kaldığımız za manda muvakkaten duâ edip şâir serbest zamanları mızda duâyı terk ile ihmâl ve gaflet etmekliğimiz şüp hesiz doğru değildir. Nitekim şu hadîs-i şerîfte Efendi miz -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurmuştur: «lill ^ ¿Ijyj aI>jJl ^ âl ^1 □ yu "Serbest ye geniş vakitlerinde yani sıhhat, servet, âsâyiş ve emniyet gibi esbâb-ı istirâhat mükemmel ol duğu zamanlarda Cenâb-ı Allah’a ibâdet, tâat ve duâ ile kendini arzet ki muzâyakalı zamanda seni lutf ile hıfzeylesin." Nitekim şu âyet-i celîlede Hak celle ve alâ hazret leri buyuruyor: ¿is '^jdJl Ü âl IjtS ¿¿¿Jl ^ l^”j ı^ / Î * ^ ° "O C°^ jjij-ij ^a ISI jJl ^1 ji^jû “İnsanlar gemiye bindiklerinde Allah teâlâ için, dîni ihlâs eder oldukları halde duâ ederler. Vaktâ ki onlar denizden necât bulup karaya çıktıkları yerde görülür ki onlar şirk ederler.”188 Yani; dünyaya lüzumundan ziyâde şiddetle muhab bet ederek âhireti külliyen arkaya atıp unutan kimseler 188. Ankebût Sûresi / 65

