Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
218/ Musahabe 3 1- Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimiz hazretleri ashâb-ı kirâmıyla beraber emni yetler içinde Mescid-i Harâm’a girdiğini mübarek rüyâ- sında görmüştü. Bu, sarih ve âtîye âit bir rüyâ-yı sâliha idi. Bir sene sonra "umretü’l-kazâ” vesilesiyle tamamen tahakkuk etmiştir. 2- Hazret-i Yusuf -aleyhisselâm- on bir yıldızın, güneş ve kamerin kendisine secde ettiğini rüyâsında görmüştü. Bilâhare on bir kardeşiyle beraber babası Yâkub -aleyhisselâm- ve anasının kendisine karşı arz-ı ihtiramda bulunması suretiyle teayyün etmiştir. 3- Nebiy-yi zîşân -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimiz bir gece kendi himâyesinde bulunan Huzâa kabilesi hakkında bir rüyâ görmüştü. Sabahleyin Haz ret-i Âişe -radıyallahu anhâ-’ya Huzâa’nın bir hâdise karşısında kaldığını haber verdi. Aradan bir kaç saat geçmeden Huzâa kabilesi tarafından bir hey’et gelerek Benî Bekr kabilesinin hücûmuna uğramış olduklarını Rasûl-i Ekrem’e arzetti. Velhasıl bu gibi rüyâlar Peygamber-i zîşân hakkın da birer vahy-i İlâhîdir ki birer fecr-i sâdık gibi tahakkuk eder. Sulehâ-yı ümmet hakkında ise ilhâmat ve mu- beşşirâttan mâdûddur. Nitekim bir hadîs-i şerîfte şöyie duyurulmuştur: "Nübüvvet devresi nihayet buldu. Yalnız müjdeleyi- ci hadîsler kaldı ki onlar da birer sâlih, doğru rüyâdan İbarettir."

