Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Allah'ın Dostları / 23 Bir de benim yapacak olduğum şeyde bir mü’min-i kâmil kulumun ruhunun kabzında ettiğim tereddüdüm derecesinde hiç bir şeyde tereddüd etmemişimdir. Zîra o kulum ölümü kerih görüyor. Ben de o kulumun isâet ve teellümünü kerih görüyorum." Yani kulumun nefsine acı ve ağır gelen şeyi sevmem, onun için tereddüt ey lerim, demektir.9 9. Zübdetü’l-Buhârî /1107 Muhakkıkîn-i sûfiye indinde o mukarreb olan velî, fenâfillah ve bekâbillah olarak her şeyi Allah teâlâ ve tekaddes hazretlerinden işitir. Her şeyi Allah teâlâ ve tekaddes hazretlerinden görür. Fakat hulûl ve ittihad yoktur. Belki kendi enâniyeti, vücud-ı fânîsi ve zâtisi Zâtullah’da, Vâcibü’l-Vücûd’da bi-iznillah ve bi tevfîkıhî fânî olur, dediler. Ulemâ-i zâhireye ise, bu hadîs-i şerifin mânâsı ağır geldi. Hatta İmâm Buhârî hazretlerinin celâdeti ol masaydı bu hadîs-i şerîfi külliyen inkâr edecek idiler. Fakat mehma imkân mânâsına te’vîl ve tahfîf ettiler. Yani “Ben o kulumu muvaffak ve müeyyed kılarım ve ona her hususta avn ü nusrat edip o kulum efâlini ve harekâtını şer-1 şerîfe tatbik edecek, her şeyi şerîat ku lağı ile dinler ve her şeyi şerîat gözüyle görür. Ve her şeyi şerîat eliyle alır ve her şeye şerîat ayağıyla yürür.” diye te’vîl ettiler. Ve bazıları ise ben o kulumun havâyic ve mes’ûlleri- ni itmâm etmekte mesmûâtın süratle işitilmesinde kula ğından ziyâde sürat eylerim ve nazarda gözün süratin-

