Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
22 / Musâhabe 3 -----------------------------------.--------------------------------- Yani benim dostluğumda ve hıfz-ı emânımda bulu nan dâimü’l-evkât taat ve ibâdet ile meşgul olan hâs kullarıma, evliyâma kim ki, adâvet ve onlara ezâ ve ce fâ ederse o kimse bilmiş olsun ki ben onunla muhâri- bim ve onu mahv u helâk ve sonra da muazzeb eyle rim ve onlara muhabbet eden kimseye de muhabbet eylerim, demektir. "Hiç bir kul ona farz etmiş olduğum şeyden ziyâde sevgili bir şey ile bana mukarreb olamamıştır." Yani fe- râiz-i ilâhiyeyi bihakkın edâ ve nevâhîden ictinâb eden kimse veliyyullah ve mukarreb ilallah olur, demektir. “Ve benim bazı kullarım ferâiz-i ilâhiyenin edâsıyla berâber nevâfili dahî icra ve edâda devam eder. Ta ki ben ona muhabbet ederim. Onu severim. Artık ben ona muhabbet edip ben onu ziyâde sevdikten sonra ben o kulumun sem’i olurum, öyle sem’i ki o her mes- mûâtı o sem'İ ile işitir. Ve dahî ben o kulumun basarı olurum ki, kulum her mübassarât ve mer’iyyâtı o basar ile görür. Ve ben o kulumun eli olurum ki, o kul her makbû- zâtını o el ile ahz ü kabz eyler. Ve ben o kulumun ayağı olurum ki kulum her yer de onunla meşy u hareket eyler ve eğer kulum benden bir şey suâl ederse hakkâ ki derhal ben ona o şeyi îtâ eylerim ve kulum mehâviften, şeytandan ve sâireden bana istiâze ederse her halde ben onu iâze ve muha faza eylerim.

