Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
146 / Musâhabe 3 Binâenaleyh, Cenâb-ı Allah’ın rızâsının gayri veya dîninin muhâfazası maksadından gayri maksatlarla bir beldeden diğer bir beldeye nakil kabilinden olan hicre tin nazar-ı şer’îde bir kıymeti yoktur. Hasene ile murâd; Belde-i hasene, fütûhât, emvâl-i ganîmet ve şâir rızk-ı hasen ve refâh-ı hâldir. Muhâcirînin sabırları ile murâd: İbâdetten hasıl olan meşakkate ve hicretle hasıl olan firkate ve cihâd- da nefislerini ve mallarını bekletmekle sarf ettikleri ve kâfirlerin ezâlarına mukavemete ve şehevât-ı nefsâniy- yelerini red ile hâsıl olan zahmete sabretmeleridir. Tevekkül ile murâd: Bilcümle mahlûkâta îtimadı terkle Ceâb-ı Hakk’a teveccüh edip her umûrunda Ce- nâb-t Allah'a îtimad etmektir. Din uğrunda hicret eden muhâcirîni Cenâb-ı Hak sabr u sebât ve bir de tevekkül-i tâm ile senâ etmiştir. Binaenaleyh dînini muhâfaza için hicret eden bir kimse Cenâb-ı Hakk’a îtimâd ederek her nereye hicret etse gerek rızık ve gerekse rahatlık hususunda zahmet çek meyeceğine bu âyet-i celîle delâlet etmektedir. Hülâsa: Dînini muhâfaza için hicret eden kimsenin dünyada envâ-ı haseneyi câmî bir mekâna iskân oluna cağı ve âhirette dahî daha büyük yere ve âlî derecelere nâil olacağı ve onların son derece sabır ve tevekkül sa hipleri olduğu ve eğer muhâcerette olan faziletin hakî- katini bilmiş olsalar daha ziyâde sabır He ibâdete sâ'y ve gayret edecekleri bu âyetten istidlâl olunmaktadır.

