Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Zekât / 131 âzâdı da zamân-ı hâzırada bulunmadığından zekât ve rilecek masraflar da diğer kısımlara münhasır kalır. Birincisi fakirlerdir ki, ihtiyaçlarının şiddetine binâ en Cenâb-ı Hak -azze ve celle- birinci derecede zekâtı fakirlere vermek üzere takdîm buyurmuştur. Bir kimse zekâtını kendi zevcesine ve usûl, furû- una yani anasına, babasına, dedesine, ninesine ve ço cuklarına ve torunlarına veremez. Çünkü onların nafa kası zaten üzerine borçtur. Kezâ sülâle-i tâhireden ehl-i beyt-i Rasûl ahfâdına ze kât vermek câiz değildir. Çünkü zekât malın kiridir. Şeref-i hânedân-ı Rasûl için zekât almak tecvîz olunmamıştır. Kezâ zekât müslim olmayanlara verilmez. Çünkü zekât müslüman olan fakirlerin hakkıdır. “Onların mallarında sâilin ve -kemâl-l iffetinden dolayı dilencilik etmeyen- yoksulun da bir hakkı vardır.”103 buyurul muştur. Zekâtı fukarâdan olan akrabaya vermek efdaldir. Evvelâ muhtaç olan erkek, kız kardeşine sonra bunla rın evlatlarına, sonra amcalara, halalara, sonra bunla rın evlatlarına, sonra dayılara, teyzelere ve bunların evlatlarına ve daha sonra da diğer akrabalara verilmek efdaldir. Sonra komşulara ve sâireye en ziyâde muhtaç olanlar tercih edilir. 103. Zâriyât Sûresi / 19

