Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
64 / Musahabe 1 ------------------------------------------------------------------- Ulûm-i şer'iyyeyi tahsil etmek farz-ı kifâye olduğun dan tâlib-i ilim olan kimsenin niyyeti de halkın noksanı nı ikmâl ve ahvâlini ıslâh etmek için olmak lâzım geldi ğine bu âyet-i celîle delâlet eder. Binâen-aleyh her belde ve her kabilede mesâil-i dî- niyye’yi tâiîm edecek bir âlimin bulundurulması farz-ı ki- fâyedir. Eğer bulundurulmazsa halkın cümlesi günah kâr olur. Fakat her mü’minin ilm-i hâlini, ferâiz-i dîniyyesini kendisi öğrenmesi de farz-ı ayn olduğundan ilm-i hâlini öğrenmeyen kimse günahkâr olur. Çünkü İslâm diyâ- rında cehâlet mâzeret sayılamaz. Nitekim hadîs-i şerifte: “Her bir müslim ve müslime üzerine ulûm-i dîniyye sini öğrenmek farzdır."buyurulmuştur. Allah Teâlâ buyurur: ^ir^ Sl ¿)l j^jJl JaI “Habîbim! Senden evvel biz ancak ahkâm-ı şe riatı kendilerine vahyettiğimiz racülleri gönderdik. Ey kâfirler! Beşerden rasûl olduğunu bilmiyorsanız ehl-i ilimden suâl edin ki, beşerin rasûl olduğunu si ze haber versinler.”48 48. Nahl Sûresi / 43. Ehl-i Mekke şu îtikâtta idi ki:

