Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
34 / Musahabe 1 Lisân-ı Şerîat’ta bu şirkete (müsâkât) denilir. Ensâr ile muhâcirîn arasındaki bu müsâkâtın nıs- fiyyet üzre olduğunu Buhârî şârihleri kaydediyorlar. Bu ulvî teâvünün sâiki: Akabe gecesi nükabâ-i ensârın Medine'ye hicret edecek müslümanlara muavenette bulunacaklarına dâ ir Resûl-i Ekrem -sallâllahü teâlâ aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretlerine verdikleri sözün yerine getiril mesi zamanının hulul etmiş olmasıdır. Ensâr, Akabe Bey’atında deruhde ettikleri bu vazî- fe-i uhuvveti ziyâdesiyle ifâ ettiler. Enes İbn-i Mâlik -radıyallahu anh-’tan şöyle dedi ği rivâyet edilmiştir: Nebî -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem- (Bah- reyn)’den bir kıt’a arâzîyi mukâtaa sûretiyle ensâra ver mek istedi de onları davet buyurdu. Ensâr: - "Yâ Rasûlallah! Bize mukâtaa buyurduğunuz gibi muhâcir kardeşlerimize de ikta’ etmedikçe bize ihsân buyurmayınız!” dediler. Rasûlullah -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem-: - "Ey Ensâr! Benden sonra siz yakın bir istikbâlde çok ağır hodgâmlığa şâhid olacaksınız. Fakat siz (Havz-ı Kevser’de) bana mülâki oluncaya kadar sabrediniz!” b uyu rd u. 14 14. Tecrid-i Sarih Tere. 7/251.

