Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hılfü'l-Fudûl ve Muâhâf / 29 Bilcümle ashâb-ı kirâm da bu teâvün ve tesanütten ferden maddî ve mânevî müstefid ve müstefiz olmuşlar dır. Buhâri’nin Abdurrahman İbn-i Avf -radıyallahu anh-’ten rivâyetine göre: “Muhacirin Medine’ye (hicret edip) vardıklarında Rasûlullah -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem- Abdurrah man İbn-i Avf ile Sa’d ibn-i Rebî’ -radıyallahu anhumâ- arasında kardeşlik tesîs etmişti. Bunun üzerine Sa’d ibn-i Rebî’, Abdurrahman İbn-i Avf’a: - Ben ma! ciheti ile ensârın en zenginiyim. Malımın yarısını sana ayırdım. Sonra bak, iki kadınımdan han gisini diler isen senin hesabına talâkını vereyim, iddeti geçince onu tezevvüc edersin, dedi. İbn-i Avf da: - “Allah ehlini ve malını sana mübârek eylesin! Be nim bunlara ihtiyâcım yoktur. İçinde ticâret yapılan bir çarşınız yok mu? Bana o pazara delâlet ediniz.” dedi. Sa’d İbn-i Rebî’ -radıyallahu anh-: - Kaynuka kabilesinin çarşısı vardır, cevâbını ver di. Abdurrahman İbn-i Avf, Kaynuka çarşısına gitti. Satmak üzere keş ve yağ götürdü. Ertesi gün gene git ti, çok geçmeden Abdurrahman Rasûlullah -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem-’i ziyârete geldi. Üzerinde ehl-i zi- fâfa mahsus safran eseri vardı. Rasûlullah -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem-: - “Evlendin mi?” diye sordu.

