Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hrlfü'l-Fudûl ve Muâhât / 23 İbn-i İshâk’ın rivâyetine göre: Kureyş’in en ihtiyâr ve en ziyâde hâiz-i şeref ve İti bâr bir sîmâsı olan Abdullah İbn-i Cüd’ân’ın evinde Be nî Hâşim, Benî Abdulmuttalib, Benî Esed, Benî Zühre, Benî Teym toplanarak aralarında şöyle bir maddeyi tahrîr ve tesbît etmişlerdir: “Gerek Mekke’nin sekene-i kadîmesinden, gerekse hâriçten Mekke’ye gelip ikâmet edenlerden hiç bir kim se bundan böyle zulme mârûz olmayacaktır. Zulmün ref’i, fuzûlün reddi, ve zâlimden mazlûmun hakkının ah- zi zımnında her birimiz ahd ü yemîn ederiz.” Bu yemîn, gerek Mekke’de yerliler arasında ve ge rekse hâriçten hac ve ticâret maksadıyla gelen misâfir- lere karşı ezâ ve cefânın, fuzûiî müdâhalenin pek ziyâ de arttığı bir zamanda akdediidiği için “Hılfü’l-Fudûl”de- nilmiştir. İbn-î İshâk’ın Talhâ bin Ubeydullah’tan rivâyetine göre: Abdullah bin Cüd’ân’ın hânesinde Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin de (hâlif; akdi tanzim eden) olarak bulunduğunu ve burada bulundu ğundan dolayı dünyâlara nâil olmaktan ziyâde beyân-ı memnûniyet ettiğini, “Böyle bir içtimaa devr-i İslâmda davet olunsam derhal icâbet ederim.” buyurduğunu ri- vâyet etmiştir. 1 Yine İbn-i İshâk’ın ibrâhim İbn-i Hâris’ten rivâyeti ne göre:

