Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Felâsife Hakkında / 137 İmâm-ı Rabbânî -kuddise sirruh- buyurur ki: Fakir indinde uzun uzadıya açlıklar, me’kûlâtta hadd-i îtidâie mürââttan daha ziyâde kolay ve daha mü yesserdir. Me’kûlâtta îtidâie mürâât edip hadd-i vasatı gözet mek, matlûba vusûlde kâfîdir. Metâim ve melâbiste ve belki cemî' umûrda tavas- sut-ı hâl üzre hareket etmek ne belâ-yı zibâdir! Hazret-i Hak Sübhânehû ve Teâlâ bizim Peygam berimiz -sallailahu aleyhi ve sellem-’e kırk racül kuvve- tiîtâ buyurmuştur ki, ol kuvvet ile bâr-ı nübüvvete ta hammül buyururlardı. Ashâb-ı kirâm dahî -aleyhi ve alâ âlihi’s-salâtü ve’t tahiyye sohbet-i Hayru'l-Beşer bereketi ile bu bâra ta hammül ederlerdi. Onların ef'âl ve âmâlinden hiç halel ve fütûr vâki’ olmazdı. Açlık mevoût iken a’dâ-yı dîn ile muhârebeye kud retleri var idi ki tok olanların kudreti onların onda birine ulaşamazdı. Bu makamdan idi ki, sâbirlerden yirmi kimse küffâr- dan iki yüz kimseye gâlib gelirdi. Yüz ashâb bin küffâra galebe ederdi. “İçinizden sabr u sebata mâlik yirmi (kişi) bulu nursa onlar iki yüze galebe ederler.”102 102. Enfâl Sûresi 7 65.

