Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Felâsife Hakkında / 133 tir. Yoksa râyiha-i hidâyet olan safâ-yı kalb değildir. Zî- râ safâ-yı kalb ancak mütabaât-ı enbiyâya mütevakkıf tır. Ve tezkiye-i nefs, kalbin safâsına merbûttur. Mahall-i zuhûr-i İlâhî olan kalbin zulmet ve kasveti mevcûd iken nefsin safâ peydâ eylemesi ne demektir? Ancak düş man olan iblis-i lâinin yağma eylemesi için çerağ fürû- zân edinmek hükmündedir. Hadis-i şerifte: fSi ¿^ı üi ^ du2ui "Şeytan benî Âdem’in kalbine icrâ-yı nüfuz İçin isti lâ eder.” duyurulmuştur. Eğer riyâzat yolu tasdik-i enbiyaya mukârin ise o vakit şâyân-ı i’timâd ve İtibârdır. Düşman olan iblîs-i lâ- înin mekr u hilesinden mahfuzlardır. Nitekim âyet-i celîlede: □'¿İL »Zİp ÎiD \~li ûl “Benim kullarım üzerinde senin hiç bir tahak kümün olamaz. Meğer ki azıp sapanlardan senin izince gidenler olsun.”95 95. Hicr Sûresi / 42. 96. Nahl Sûresi /100. ^ fi* '° fi X ” AjjJ^j ^¿*^1 L5^ AjUsJLum LmI “Onun zoru ancak onu yâr edinmekte olanlara ve onu kendisine (Allah’a) eş koşanlara karşıdır.”96 duyurulmuştur.

