Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
HÂLIK-I AZÎM Sayısız lütuflarla süslenmiş, ilim ve irfan ile bezenmiş, ârif ve âlimlere yakışan iltifatlarla dolu mektubunuzu min net borcu altında ezilen parmaklarımla alıp hayır duaları mı Cenâb-ı Hakk’a arzettim. Nutfeden kan pıhtısını, kan pıhtısmdan kemikleri yara tan ve yine kemikleri et ile örten ve beşeri organları ikmâl ile insan sûretini teşkil eden ve ona rûh vererek canlandı ran, ağlamaktan başka bir şeye kâdir olmayan mini mini- bîr çocuğa anne baba gibi iki merhametli hizmetçiyi ta’yin edip, su ve ateşe, yağ ye tuza, vakit ve zamana muhtaç ol mayan tatlı ve salâh bir gıdayı ona yedirten ve her gün özel bir durum ve her zaman yeni bir tecelli ile kendisini olgun laştıran Allah -celle celâluh- gibi bir Kâdir-i Kadîm’i, Kerîm bir sanatkârı, ilim sahibi ve büyük bir yaratıcıyı bilip tanı yan; dünyada nâil olduğumuz yiyecek, giyecek, süs eşyala rı ve nikâhlı kadınlar, beşeriyyet, insaniyyet, İslâmiyyet, medeniyyet gibi sayısız nimetkleri lütfeden ve bilhassa ka bir durağında ve haşir yerinde insanların karışıp kaynaş ması anında, Cenâb-ı Hakk’ın yüce zâtından başka bir im- dâd, bir yardımcı, bir sahip ve mülkünde ortağı bulunma- dığma inanan aklı başında bir kul ve kâmil bir insan için ne yapmak ve ne gibi hizmetlerle inayetlerinin artmasmı sağlamak meselesi bir gün aklıma gelir gelmez dakik ve ma’rifetli zâtınız aklıma geldi. Ama niçin gelsin? Çünkü İstanbul’da bulunduğum sıralarda dâima fikir semânızdan dökülen hikmet damlacıklarından ortaya çı kan rûhânî ve ma’nevî inceliklerden hayli tad almış ye is tifâde etmiştim. Kitaplarda ve risalelerde yazılı ise de bu suâlime cevap verebilmek herhalde bir kalb-i selim’in ve bilgili bir kulun isâbetli cevab ve hitabma bağlıdır kanâ atindeyim. Çünkü süri ve şeklî ibâdete i’tibâr etmeyen ve 95

