Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Ma’lûm-i enam ve müsellem-i akvâm olduğu misillû benî nev-i beşeri hazîz-ı cehalet ve sefaletten zirve-i saadet ve se lâmete i’tilâ için yegâne vâsıtanın ilim ve irfan olduğu cây-ı iştibah değildir. Binâenaleyh ¿Ja^ ^1 hadîs-i şe rifi vârid olmuştur. İçinde bulunduğumuz hayat-ı faniyyede her ne kadar ihtiyâcat-ı cismâniyyemiz var ise ve hayat-ı e- bediyyede her ne mertebe füyûzât-ı rûhâniyyemiz muntazar ise cümlesinin temini mürşid-i ilim ve irfânın delâletiyle pe- zîrây-ı husûl olacağı şüphesizdir. întizâm-ı dünya ve iktisâb-ı ukbâ için lâzım gelen sa’y ü gayretin bir derece-t kifâyede bu lunması muhassenât-ı islâmiyyeden ' olduğuna dâir: fermân buyurulmuştur. Şu kadar var ki «Takdim-i ehem ale’l-mühimm» kâidesi- nç riâyet eden ve te’mîn-i istikbâl mes’elesini vücûb tahtın da müşâhade eyleyen ehl-i îmân be-gâyet mahdüd olan bir hayât-ı müsteâreye hizmetten* fazla, ba’de’l-memât olan bir. ha- yât-ı ebediyyeye o vahdet-hâ^e-i sermediyyeye hizmetlerini taht-ı- mecburiyette görmüşlerdir. «Dünyâyı arzû eden ilim tahsil etsin, Âhireti isteyen ilim tahsil etsin. İkisine de tâlib olan ilim tahsil etsin.» meâlinde dahî bir hadîs-i şerif vârid olmuştur. Şu kadar var ki, nefs neşve-i âlâsında bfr tıfl-i mâ- der-zâd hükmünde olup terbiye vâsıtasıyla. ıslâh veya ifsâda müstaid bulunduğundan bir âlint-inâm-verbir hakîm-i haza- kat-güsterin taht-ı terbiyesine muvaffak olursa iktisâb-ı ulûm ü fünûn ile tezyîn-i zât ü sıfât ederek hem kendini sefâlet-i dünyeviyye ve uhreviyyeden kurtarır, hem de (j^âlJ JJI 'J^ \Jjİ^ âyet-i celîlesiıie ittibâ’an birçokları nın istifâdelerine vesile olur. Maazanallah dîn ü diyânet şere-

