Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
lah, Allah» diye yâ nâm-ı akdes-i ilâhî’yi, yâhûd «Lâ ilâhe il lallah» diyerek kalben ve katiben kelime-i tayyibe-i tevhidi yâd ediyorlar, tâib ü müstağfir oluyorlar, zikrullah ile evkât- gü- zâr oluyorlar, evkât-ı hamseyi kemâl-i tahâret ve devâm-t ce- mâ’atla edâ ediyorlar. Böyle a’mâl-i hayriyyede ve ef’âl-i hay- riyyede, ef’âl-i mardiyyede bulunmak şer’an, ’aklen, örfen, hikmeten kabâhat midir? Bu hallerin hangisi hüâf-ı şer’-i şe riftir. Bunların hangisi yanlış ise Hoca Efendi lütfen beyân ve izah etsin de müstefîd ve müstenîr olalım! Mazmûn-ı hikmet-meşhûnunca bir hayli kütüb-i mu’t ebe- rede işâreten, yâhûd delâleten değil, belki sarahaten mezkûr ve mesturdur ki: Turuk-ı evliyâullahı inkâra tesaddî etmek -ne’ûzü billâhi te’âlâ- sû-i hâtimeyi mûcib olur. Siz vazîfe-i ’ubûdiyyetinize ve ibâdet ve tâ’atinize jyUi ^ âye- t-i çelilesi mûcibince aslâ fütûr getirmeyerek devâm ediniz. Münkir-i tarikat olanlar ’an karîb pîrân-ı ’ızâm hazerâ- tının darbe-i şedîdesiyle te’dîb olunacaklardır. İhvanınıza se- lâm-ı mahsûs ederim. Baakî es-Selâmü ’aleyküm ve rahmetullah. tâ 374

