Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
& ‘f fi sûl için süllem-i teali olan tarîkat-ı aliyyenin mühim bir âmil olduğuna kânı bulunmalıdır. Bu ise her fennin bir âdâb-ı ta‘- lîm ve taallümü ve her ilmin bir tarîk-ı ifâde ve istifâdesi ol duğu gibi zikr-i kalbiyi dahî ahz u telakki etmek ^IaI ^La^ f^> Ji J Iy-JÛA.1 hadîs-i şerifi mucibince bir me’zûn-ı irşâdın, bir nâsıh-i ıbâdın bir mürşid-i pâk-nihâ- din delâletine tevessül etmekle hâsıl olacağı bedîhîdir. Binâenaleyh bir insan evvelâ zikr-i kalbe, sâniyen bir mu’allim-i ma’neviyyeye ihtiyâcını takdir eder, ondan sonra Cenâb-ı Hakk’a hitaben «İlâhı! ilm-i zâhir hocalarının lisâ nından bir müteallimin sâmi’asına îsâl ettiğin mesâil gibi Rahmeten U’l-âlemîn olan -aleyhisşalât ü vesselâm- Efendimiz Hazretleri’nin mübârek kalb-i şerifine ve ondan dahî şeyhi mizin kalbine varıncaya kadar müteselsilen verese-i kirâmın kalb-i şeriflerine i’tâ ve ihsân buyurduğun zikr-i kalbi şeyh efendimizin kalbinden benim kalbime ihsan buyur» diyerek istirham eyler ve sol memenin altında olan ve kalb-i hakikînin âşiyânesi bulunan kalb-i sanevberîsine Arş-ı İlâhî olan kalb-i mürşidden füyûzât-ı Samedâniyyenin nüzülü için intizâr ve istirhamda bulunur. Ve her ne kadar arzu ederse istirhamını temdîd eyler. Ondan sonra kalben zikre başlar. Bu zikirde lisânın, boğazın hiçbir medhali yoktur. Zâkir olan kimse mütefekkirdir. Gûyâ sol memenin altındaki kalb, bir insan gibi «Allah» birdir, söylüyor. Zâkir de onu hem isti- mâ’ ediyor, hem de elinde tesbîh ile kalbin zikrini ta’dâd edi yor. Bu tefekkür, bu istiğrak ile birkaç yüz veyahut birkaçbin defa ism-i celâli zikreder. Biiznîllâhi Te’âlâ ol bâl-i zikrulla- hın kalbine muntabı’ ve müntekış olduğunu idrâk eyler. ^kA-j ty^‘ iîI^jû J ¿lj Jsij kezâlik. jjL,WI pjb ¿Ujl |^^ii |4«jÜ ¿il IjJ jjjJK ^y^ V? gibi â- yât-ı celîlede olan evâmir ve nevâhîye imtisâl ve Cenâb-ı Hakk’ ın muti’ olan kulları adâdına dâhil olmuş bulunur. Tarîkat-ı Aliyye-i Nakş-bendiyye’nin dâire-i necât- bâhi- resine duhûl eden ve ber-minvâl-i mezkûr evrâd u ezkârına şürû’ eyleyen bir tâlib-i sâdık için gâyet mühim bir keyfiyyet I J 40

