Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
i& 35. Me?ktub ^1 Şecere-i tarikatın andelîb-i hoş-elhânı ve küngüre-i haki katin hatîb-i feyz-efşânı olan bir birâder-i maârif-perver’in li- sân-ı mu’ciz-bey ânıyla takrir ve kalem-i müşkın - rakamıyla tahrîr buyurulan ve pîrâhen-i Yûsuf gibi meşâmm-ı canı ta’tîr eyleyen iltifat-nâmenizin sevâdı gözlerimi tenvir, beyâzı ise hatırımı tesrîr eyledi. 1^ Siyak ve sibâkından lâyıh ve fâyıh olan yeni bir ihlâs ve muhabbet-i hakiki bir lütuf ve şefkat, havâss-ı ma’neviyerni tahrike medar oldu ise de tarafınızdan vaz’edilen imzaya se bep kâtib-i mûmâ ileyhin hüviyyeti babında bir karâr-ı kat’İ veremedim. Kıllet-i iktidar ile kesret-i iftikarımı bildiğiniz halde bu zât-ı nâdiretü’s-sıfatı fakire ta’rif etmeliydiniz. Şim di bu zat kim bilir sizden ne medihler işitmiş ne senâlar din lemiş ve hakk-ı fakiranemizde ne âlı niyyetler beslemiş ve mektubun cevabında ne işaretler beklemiş. Heyhat heyhat. Fakiriniz hâlâ asl-ı îmânın ikmâline çalışıyorum. Bu ke- lime-i tevhidi doğru dürüst söylemeye alışıyorum. Çünki Ce- nâb-ı Hakk’ın gayrisi bir matlûb ve lisân-ı sûfiyede bir sa nem, kalpte mevcûd bulundukça «La ilâhe illallah»ı söylemek müşkil ve ma’nen şâyân-ı kabul ve vesîle-i vusul olacağı meş kûktür. Maamâfih hayır duâmı bu zât-ı âlî-cenâba tebliğ bu yurunuz. Cenâb-ı Hakk kendisini matlûb-ı hakîkisine nâil buyur sun âmin. J i & 134

