Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
• 62* C4iâ/l&£^!>teatufftM &O6&ttt olacak diyen İmam Şarani (k.s.)'nin sözü, Efendimiz (s.a.v.)'in: "Şefaatim, ümmetimin günahkarları üzer inedir," Hadis-i Şerifindeki şefkat ve merhmetin duy gusuna ne kadar da uygundur. Bütün veliler bu evsaf ve ahlaka bürünmüşlerdir. Üstazımız, yalnız, bir odada bulunurken hiç unutamayacağım şu sözü söylemişlerdi. "Ya Rabbi! Bize muhalif olanları velâyet mertebesine eriştirerek katına al." Şu gerçeği de gözardı etmeyelim; intikam sahibi olan Mevlâ, faiz alıp verene Kur'an-ı Kerim'inde, velisine, dostlarına düşman olan lara da Hadis-i Kudsîsinde harb ilan ediyor. Şefkat sadece, üşümesin diye soğuktan çocuğunu korumak için üzerini örtmek, insanlar sıkıntıya düşmesin diye; maddî ihtiyaçlarını gidermek değildir.- Asıl merhamet, namaz ve dualarımızda: "Ya Rabbi! Ateşin azabından bizi koru." (Bakara: 201), niyaz ve yakarışında belirtilen ikaba, ateşe girmemek, Allah'ın Cemaline ve Zâtına kavuşmak için yapılan ikaz ve uyarılardır. Bu öğüt ve nasihatten mahrum olan ana ve baba, bizim rûhumuzu arştan ana rahmine, oradan da dünyaya getirirken, mürşid-i kamiller de, şefkat ve merhametle, târif ettikleri evrad ve ezkârla, nasihat ve hayırlı tavsiyelerle, ruhumuzu, bizim geliş yerimiz olan, aslî vatanımıza, arşa götürürler. Bizi ulvî âlemden indiren mi, yoksa kudsî âleme çıkaran mı daha muhteremdir? Varın siz kıyas edin. 1- İbn Amr bin el As (r.a.)'dan, Tirmizi ve Ebû Davud 2- Sehl bin Hanzeliyye (r.a.)'den, Ebû Dâvud

