Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Takdim Ne yerden kârbân-ı gam. geçer olsa konar bende Belâ râhında şimdi bir muayyen menzil oldum ben Es'ad Erbili (k.s.) Yeryüzünün direkleri Mürşid-i Kâmiller bir yüzleriyle; nef siyle, şeytanla, dünyanın bütün süsüyle başbaşa ve onlara meyyal insanoğluna dönmüşlerdir ve onların ıslahına gayret göstermektedirler, diğer yanda ise, 'O'ndan geldik ve yine O'na döneceğiz.' sırrma binaen geldikleri yere yönelmişler, Hakk'ı temaşa etmektedirler. Nur ile zulmetin kesiştiği nokta da, zulmet ile karşı karşıya olan insanoğluna nur tarafını anlatmaya çalışmaktadırlar. Tatmadığı gerçeğin peşine düşmeyen bizler için ötelerin bilgisinin sunulması bizleri bütün gayreti ile Hakk'a yönelen kişiler kılmıyor ne yazık ki. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.)'i düşündüğümüzde, Kendini helak edercesine insanlara İslam'ı anlatıyor ve insanların zul met içinde yüzmeleri sebebiyle duyduğu üzüntüsünü Allah (c.c.) teskin ediyordu. "Eğer Allah dileseydi, onları hidayet üzere elbette bir araya getirirdi." (En'âm: 35) Allah (c.c.)'ın nurundan yaratılan ve kâmil mü'minlerin de Kendi nurundan yaratıldığı Peygamber Efendimiz (s.a.v.) nasıl gayret göster- diyse, O'nun manevî evlatları mürşid-i kâmiller de varlık sebeplerinin işaret ettiği gayreti göstermeye çalışmaktadırlar. Hûd Sûresi nasıl Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'i ihtiyarlatıyorsa aynı hitap onlara da yöneliyor, onlar da, "Emrolundukları gibi dosdoğru ol"manın ağırlığı ile nice yük-

