Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
•130* C^iâ^eniO^tMe/eeffia^ &aı/aw gerçekten inanmış kullarımızdandı."3 Hz. İbrahim (a.s) Nemrud'un ateşine atılırken: "Hasbünallahü ve ni'mel-ve- kil" Rabbim bana yeter, O ne güzel vekildir teşbihiyle, Ya- kub (a.s) da "Ben büyük kederimi ve hüznümü ancak Al lah'a şikayet ediyorum."4 sözüyle Allah’a candan teslimi yeti ifade ediyorlardı. "Göz açıp yumuncaya kadar, ondan daha az bir zaman da olsa beni nefsime terk etme." buyuran Efendimiz (s.a.v)'in, dalıp dalıp kendisinden geçmesine rağmen, as habın kolları arasında mescide gelerek cemaate devamını ve bütün hayatını yaşantımızda göstermektir teslimiyet. "Andolsun ki, Rasûlullah'da (ihlasında, mücadelelerin de ve sabrında) sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuş mayı umanlara ve Allah'ı çok zikredenlere en mükemmel bir örnek vardır."5 Sahabe-i Kiram'm, Rasûlullah’ın mübarek dizlerinin önünde, "fedake ebi ve ümmi Ya Rasûlallah" (anam, ba bam, canım sana kurban olsun) demeleridir teslimiyet. Çok az bir zamanda gerçekleşen Miraç hadisesi, müşrik kafalarına ters düşerek: "Söyle Ya Ebûbekir! Mekke ile Ku düs arası ve bir de sema katları, gecenin az bir kısmında nasıl geçilir?" sorusuna: "Bunu iddia eden Muhammed (s.a.v)'se, değil bu kadarı, daha da fazlasma inanırım." di yen Ebûbekir (r.a)'e, "sıddîk" lakabını verdiren cevaptır teslimiyet. Rasûlullah (s.a.v)’ın hükmüne razı olmayan münafığa; abasının altına gizlediği kılıçla bileğini keserek ders veren Hz. Ömer (r.a)'e, "Faruk" lakâbını bahşeden müjdedir tes limiyet. Hakkında inen ayetlerle Hz. Ömer (r.a), tebşire la yık olduğu gibi Rasûlullah (s.a.v)'m da övgüsüne mazhar olmuştur. "Cenâb-ı Allah kelime-i hakkı (haksözü) Hz. Ömer’in lisan ve kalbine koymuştur."6 "Hayir, Rabbine andolsun ki! Aralarında çıkan anlaş mazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam mânâsıyla

