Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
•124« söyleyince ters istikamete uzatır. Sebebini sordukların da: "Ayağımı uzatmamı emrettiğiniz tarafta, hocam Hammad Hazretlerinin evi vardı." buyurur. Hicri 918 yılmda, Üstad Şemseddin Dimyatî, yolda bir âmâyı görür görmez hayvanından iner, ellerini öpüp ikramla yolcu eder. Bu zât kimdir?, dediklerinde: "Ben çocukken bir miktar kendisinden Kur'ân dersi al dığım üstâdım olur." der. Dedem Mustafa Hulûsi (k.s)'nin yarımdan saliklerden Kılavuz Hafız at üzerin de geçer. Bu saygısızlığının cezasını, üç ay feyzi İlahî den mahrum kalarak çeker. j "Kâmil insanlarm huzurunda hafifçe selam vermek, az oturmak, az konuşmak edebdendir. Hacca giden bir veliye, başka bir zât refakatçi olarak evladından birini tahsis eder. Hacc dönüşü "Evladımızı nasıl buldun efendim." dediğinde, "Kesret-ü kelam" (çok konuşu yor) buyurur. Evladma, "Ne konuştunuz hazretle?" der. O da, "Hiç konuşmaya fırsat olmadı. Çünkü Efendi Hazretleri hep taatle meşguldü. Sadece ilk vardığımda ismimi sordu, ben de "Ali oğlu Veli." dedim. Üstadı der ki: "Bak yavrum! Sana adını sormuş, sen babanın adını da eklemişsin. Demek ki konuştursa, çok kelam edecek mişsin." buyurur. Süfyân-ı Sevrî (k.s), mescide girerken, bir defasında, sol ayağıyla girince: "Ya Sevr! Niçin sağ ayağınla gir mezsin?" ikazını duyunca baygın düşer. Ayılınca yüzü ne birkaç tokat vurup, "Bir sünneti terk ettim adını Sevr (sığır) koydular. Daha fazla edepsizlik edersen acaba ne derler?" diye hayıflanmıştır. Üstadımız Hacı Hasan Efendi (k.s.)'nin, Kalender Camii'nin inşasında tozlu topraklı da olsa mescide ayakkabılarıyla girmeyişleri, unutamayacağımız hatı ralardandır. Son rahatsızlıklarında ayakkabılarım sağ dan giyişleri, sol taraftan giydirmek isteyenlere: "Bunca

