Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
cAiâ/tei^O/û/iMâ^Kirt ftadate • 111« mete kavuşsa şükreder, bu ise onun için hayırlıdır. Mu sibete uğrasa sabreder, bu da onun için hayırlıdır."3 Sehl b. Abdullah et-Tüsterî (k.s): "Afiyete sabır, be lâya sabırdan daha zordur," îmam-ı Gazâlî (rh.a): "Be lâya sabır, makamatın en yükseğidir." der. İbn-i Mübârek: "Musibet bir tanedir. Buna uğrayan, sabırsızlık ettiği zaman (musibet), iki tane olur. Onlar dan biri musibetin kendisidir. İkincisi, musibetin ecri nin gitmesidir. Asıl musibet budur. Musibetin kendisi değildir." der. Rasûl-i Ekrem (s.a.v): "Sabır ilk sadmedekidir (Musibetle karşılaşılan ilk andır). Sabır her ibadetin as lıdır. Masiyetten de men olunmaktır." buyurur. Hz, Ömer (r.a), Ebu Musa el-Eş'arî'ye: "Sabırlı ol ve bil ki sabır ikidir. Biri diğerinden efdaldir. Musibetlere sabır güzeldir, fakat haramlarda sabır, ondan efdaldir." İnsanı Hakk'a makbul kılan, nefis ve şeytan gibi iki amansız düşmanla mücadelesi olup, onu meleklerden bile üstün kılan sabırdır ve masiyetten kaçmasıdır. Her zaman misk gibi koktuğu için "racûl-i misk" (güzel kokan adam) namıyla maruf bir zât, vücudunun misk gibi kokmasını şöyle anlatır: ■ "Ben, genç, güzel bir manifaturacı idim. Bir yaşlı ka dın mal aldı. Parayı evde unutmuşum, eve gel vereyim dedi. Ben de eve gittim. Gayet muntazam bir konağa girdim. O yaşlı kadın, teslim deyip, kapıyı çarpıp gitti. O sırada genç, güzel bir kadın çıktı, dedi ki: "Ben çok tan beri seninle beraber olmak istiyordum. O kadın se bebiyle seni buraya getirdim. Arzumu kabul etmezsen, bağırır, seni âleme rezil ederim." Ben de: "Hay hay ka bul ederim." dedim. Yataklar serildi ve miskler saçıldı. Abdeste çıkacağım dedim, üzerime pislikler sürüp gel dim. Kadın: "Ben seni akıllı zannederdim, meğer değil mişsin." deyip beni bıraktı. Ben de elbisemi değişip

