Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
97 Allah Rasulü'nün Hadislerindeki İrfân Hazîneleri 822,Tahkîken, şeytan musallî olan (namaz kılan] kimselerin kendine ibadet etmesini beklemez. Lâkin o gibiler arasına buğz ve adavet [kin ve düşmanlık] gibi mesâvî ilkâsı (kötülükleri fısıldamak] için son dere celerde çalışır. 823.Tahkîken, sabah namazıyla tulû-i şems [güneşin doğuşu] beyninde [arasında] olan taksîm-i erzak [rızkın paylaştırılması] zamanını uy kuda geçirmek, rızkın bir kısmına mâni olur. 824.Tahkîken, Gayet fesahatle vâki' olan nasâih ve mevâizdeki te’sirât-ı azîmeye “sihir” denilse sezâ. [Güzel bir ifadeyle söylenen nasihat ve vaazların, bunları dinleyenlerde meydan getirdiği büyüle etkilere “sihir” denilse layıktır.] Ve Cenab-ı Allah ve Rasulullah’ın hamd ü senasında ve menâkıb-ı evliyada ve guzâtı teşeî1 [gazileri cesaretlen dirmek] ve ümmeti hayır ve hasenâta teşvik yolunda, kemal-i belagatla inşad olunun [okunan] eşâr-ı müessireye [tesirli şiirlere] ayn-ı hikmet [hikmetli sözler] söylenilse be-câdır [yerindedir,] demektir. 825.Tahkîken, vahiy nazil olmayan mesâilde [meselelerde] ben de sîzler gibiyim. 826. Tahkîken, ben latîfe ve mizah ederim. Lakın hakkın gayrisini da söy lemem. Mesela sinn-i şeyhûhete vâsıl olmuş [ihtiyarlık çağma gelmiş] bir hatuna : “İhtiyar kadın cennete dâhil olamaz.” Yolunda vâki olan iltifat ve latîfe-i risalet-penâhîleri [Hz. Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve SeIIem)’in latîfeleri] gibi ki; bundan maksad-ı âlîleri, Cenab-ı Hakk’ın lütfuyla cennete dâhil olacak zevatın [cennete girecek zatların], umu miyetle genç olacağına işaret buyurmaktır. 827. Ervah mütenevvi' ve muhteliftir. Evsâf ve ahlakı muvafık olanlar, dünyada yekdiğeriyle ülfet ve istinas ederler; muvafık olmayanlar seviş mezler, demektir. [Ruhlar çeşit çeşittir. Ahlakı ve mizaçları uyuşan lar, dünyada birbirlerine ısınır ve severler; mizaçları uyuşmayan lar ise uzlaşamazlar.]

