Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
92 Kemâle Dâir Sohbetler dediği rivayet olunur. Cahiliye döneminde müşrikler: "Öksüz, yetim; pek o kadar da malı yoktur, Muhammed (s.a.v.) nasıl Peygamber oldu? Taif'ten Mekke'ye kadar mülkü olan şahıs Peygamber olmalıydı." dediler. Oysa di nîmizde insanın tek değer ölçüsü "Takva" dır. İki cihan serverinin emrine uymayı, kendisini görme ye tercih eden, örtünecek elbise bulamadığı için bir çukur kazıp içinde taatlerini yapan muttaki kul Veysel Karani (k.s.)'yi kasdederek ve Yemen cihetine dönerek Peygam ber Efendimiz (s.a.v.): "Bana Rabbani bir koku geliyor." buyurmuşlardır. "İman edeceğiz ama Rasulullah (s.a.v.)'ın yanında bizim dengimiz kimseler olsa; fakir, yoksul Bilal- ler, Ammarlar olmasa." diyen müşriklere karşılık Efen dimiz (s.a.v.) cihadda sancağı, ilim ve takva cihetiyle en üstün olan Ashâb'a vererek manevî değerleri tercih buyu rurlardı. "İş, ehlinin gayrına verildiği zaman kıyameti bekle yin." buyururlar. Din hakkında dinle pek ilgisi olmayan fa kat zengin biri, milyonlara hitab eder, onlara dinini öğret meye kalkarsa toplum bir takım hurafelere inanır, Kur'an ve Sünnete müracatı terkedip bence ve senceler üretir. Liyakati olmadığı hâlde tevarüsle mürşidlik yapmaya kal kışılırsa, halk istikameti terkedip keramet meraklısı olur. Geçmişlerinin ruhlarına bir Fatiha okumayı çağdışı kabül edip midesini düşünerek insanlık haysiyetini kaybedenler zuhur ederse, millet ahlaken bozulur, sadece nefsini düşü nür. Dünyanın dört bir yanında inancının hâkim olmasını isteyen mü'minler bile, kardeşlerine yardım etmek şöyle dursun onlara duâ bile edemez, onları hatırlamaz, dert edinip, gayretlerinden ders alamaz. Bu dertlerden kurtuluşu Peygamberimiz (s.a.v.) iki zümrenin salahına (düzelmesine) bağlar; ümera ve ulema. Dertlerden kurtulmak için merkezden muhite doğru bir çalışma yapalım. Başta nefsimize ve ehlimizi, yakıtı taş ve insanlardan olan ateşten kurtarmak için Allah'ın kitabına,

