Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
88 Kemâle Dâir Sohbetler eza çekeni benim." buyuruyorlar. Ezalarla süzülen, rûhen durulan Ashâb-ı Kiram (r.a.): "Onlar Allah'dan razı Allah da onlardan razı." lütfuna kolay mazhar olmamışlardır. "Kahrın da hoş, lûtfunda hoş" mısrasındaki inceliğe vâkıf olup kahıra, lütfa ermişlerdir. Ariflerden birine: "Neden aşkı belaya koşmuşlar?" diye sorulunca: "Herkes aşk id diasında bulunmasın diye böyle yaptılar." der. Mevlâna Celâleddin (k.s.): "Sakın kendini aşk sahasına âşıkım diye atma, zira o meydana girenlerden şartlar isterler." der. Fakirlere ekmeğini vererek üç gün üstüste iftarsız oruç tutan RabiatüT-Adeviyye (r.anha) su içeyim derken testi kırılır, lambayı yakayım derken cam kırılır. Gönlü rikkate gelir. "Ya Rabb! Sevdiklerine hep böyle mi ezâ edersin?" deyince: "Evet Râbia" nidası gelir. Cenâb-ı Hakk'ın nuruna erişen, sıfatlarının tecellisine mazhar olan Mürşid-i Kâmiller'in hakiki müridlerine, kendi gay retleriyle erişemeyecekleri makam ve mertebeyi elde et meleri için nefislerine eza yapmaları bu sebepledir. Onun için Hz. Yunus koğulmuş, İbrahim Ethem (k.s.) dövül müştür. Neticede ise altın külçesinin darbelerden geçip en kıymetli varlıklar olması gibi başlara tâc olmuşlar, is tikamet gösterip yüz binlerce insanın hidâyet bulmasına vesile olmuşlardır. Tariklerde derviş iki türlü kabul edilmiş, biri mecâzi diğeri hakiki denmiştir. Hakiki tabiri, ruhun kemâli için, nefsine yapılan darbelere razı olan kimselere kulla- mlır. Meşâyih-i Kiram: "Mürşidin evlâdına iltifah sem (zehirdir)'dir." der. İşin ehli mürebbiler hem müjde hem de inzar (tehdit) ile muamele ederler. "Hem müjdeleyen hem inzar eden" Peygamberlerinin yolundan giderler. Şeyh Mustafa Hulûsi (k.s.) halife olarak tayin buyuracağı bir zât için: "Öyle imtihanlardan geçirdim ki hepsinde ba şarılı oldu." buyurur. Hacı Haşan Efendi (k.s.) bir kardeşi miz için: "İki defa imtihan ettim, ikisinde de başarılı oldu. Bir daha deneyeceğiz, onu da başarırsa elini de ayağım da

