Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
66 Kemâle Dâir Sohbetler Okyanusa nisbetle damlanın ne önemi olur. Bunun için arifler, azamet-i İlahînin karşısında acziyetlerini iti rafa, manevî rızkın gönüllerine inmesine vesile olan fakrı ihtiyar etmişlerdir. Fakr; ihtiyaç, yoksulluk mânâlarına gelir. Fakrm maddî ve manevî yönü vardır. Elde-avuçta bir şeyin ol maması maddî fakr, kişinin her hâlde kendini Mevla (c.c)'ya muhtaç bilmesi manevî farkdır. "Ey insanlar! Siz- ler fakirsiniz, Allah'a muhtaçsınız, zengin olan ve senaya layık olan ancak O'dur" (Fatır, 15). "Fakirlik övünç vesi- lemdir." "Ya Rabbi! Beni fakirlerle haşret." buyuran Ne bimiz (s.a.v.) Müslümanlarm, serveti çok da olsa kalpçe fakir, Allah'a muhtaç, mü'minlere karşı mütevazı, ka firlere karşı onurlu olmalarını kasdetmektedir (Mâide, 54- Fetih, 29). Üstadımız Mahmud Sâmi Ramazanoğlu (k.s.): "Dünyalara muhib ama gönlü fakir, bir gömlekle kalan fakat kalbi kibirle dolanlarımız da var." diyerek bu hakikati ifade buyururlar. "Sadakalar ancak fakirler içindir." (Tevbe, 60) âyet-i celîlesinin izahında, zekatm fakirlere mahsus olduğu; mânevi zekat ve sadakanın da kalben yoksun olanlara: "O"nun zâtından başka herşeyi yok bilen." (Kasas, 88), "Kainatta Mevlâ'dan gayrı her şeyin biteceğini idrak eden." (Rahman, 26-27), "Dünya nın bitip Allah katindakilerin daimi olduğunu düşünen, şühûd derecesinde evrad olarak tefekkür eden." (Nahl, 96) sâdıkların gönüllerine bahşedileceği bildirilmektedir. Maddî değerler varlıkla ama mânevî nimetler yoklukla elde edilir. Metâ-ı lutfunu almak için sermayesiz geldim O türlü teh-i destim ki hatta ihtiyarım yok Anlattığımız fakr hâli ferdîdir. İhtiras sahibi olup, elindeki güçle Afganistan'ı, Bosna'yı, Çeçenya'yı, Somali'yi, Keşmir'i tarümâr etmeye kalkışan zâlimler gibi olmamak, adalete, hukûka riâyetle cemiyet ve dev-

