Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
K I M A I A I ren dalgakıranlara kadar tüm savunma mekanizmaları hep bu sistemin gereğidir. Madde planında durum böyle iken, mânâ planında da ay nı hal söz konusu değil midir? Nazargâhi İlâhi olan: "Yerler ve gökler beni almaz, fakat mü'min kulumun gönlü beni alır." hadis-i kudsîsi ile önemi belirtilen kalbi ve orada kök tutan imanı, Allah'tan bir nefha (üfleme) olan ruhu, Cenâb-ı Hak hiç savunmasız bırakmış olabilir mi? Şeytana karşı imânı, nefse karşı ruhu savunan güç, hiç şüphesiz zikrullahtır. "Onlar ki iman etmişlerdir ve kalbleri Allah'm zikri ile mutmain olur (huzur bulur). Evet, Allah'ın zikri ile kalbler yatışır (rahata erer)." (Rad: 13/28) "Şeytan Ademoğlunun kalbine girmek için hücum eder. Eğer o kimse Allah'ı zikrederse, Şeytan üzülerek geri çekilir. Eğer Allah'ın zikrinden gâfil olursa (Şeytan) o kalbe dahil olur." (Kenzül-İrfan, Esad Erbili (k.s)) İnsanı, cemiyetin şehevî, hayvani duygularından bir sera gibi koruyan, insan ve cin şeytanlarının zehir oklarına bir kal kan mesabesinde duran ancak zikrullahtır. Ve o, nefsin azgın fırtmasında sükun bulduğumuz emin bir rıhtımdır. İki zıt bir arada bulunmaz kaidesince Selamet (Şuara: 26/88-89), Haşyet (Kaf: 50/32-33), İnâbe (Kaf: 50/37), Takvâ (Hucurat: 49/31) ve İman (Mücadele: 58/58) mahalli kalbi, Hannâsa (şeytanm) ve O'nun hilelerine terketmeden, Hannâ- na (Hakk'a) teslim etmenin yolu da zikirdir. "Allah (bir) adam için, sadrında iki kalb yaratmamıştır." (Ahzab: 33/4) "Allah'ın insanları birbiriyle defetmesi olmasaydı arz mutlak fesat bulurdu." (Bakara :2/251) "Her kavim için yalnız bir hidayet edici var." (Rad: 13/7) ayetlerinde ifade bulan, toplumun, İktisadî, ahlâkî, felaketle rini bir paratoner misali defeden mürşid-i kâmillerin gayesi 44

