Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
K t M A 1. Â T ile "Mevtin ne zaman geleceği belli olmaz." diyerek Faik Bey isminde bir zâta dikkatlice bakar. Fâik Bey, "Üstadımız bana öleceğimi îmâ ettiler, herhalde ben artık yaşayamam." der ve vasiyetini yapar. Faik Bey, sohbeti müteâkip Kur'an-ı Kerim okunurken, en feyizli ânda, kutb-u cihânm huzurunda, kul ile Mevlâ arasında perdelerin kalktığı iftar ânında, "Allah" diye rek rûhunu Hakk'a teslim eder. Üstazımıza duyrulmaz, ye mekler yenir, ellerin yıkanacağı ânda haber vermek için, "Efen dim..." diye söze başladıklarında, "Fâik Bey'in ölümünü mü haber vereceksiniz? O, böyle bir mecliste ölmeye lâyıktı." bu yururlar. Sâmi Efendimiz (k.s), biiznillâhi Teâlâ sekerât hâlin de olan ihvanım da terketmezlerdi. Kayseri'nin Develi ilçesi, Gâzi Kasabası'nda, tatlı bir sohbet âmnda, Ramazan isminde bir amcanın birden gözleri semâya dikilir. "Ey mel'ûn, efendim gelince nasıl kaçarsın. Söylüyorum efendim, lâilâhe illallah." der ve yanı üzere devrilir. Hacı Haşan Efendi (k.s)'nin dâmadı Hafız Ahmet Dinç (rh.a), çok rahatsızlandığı bir ânda, şehâdet parmağını şiddetle kaldırır-indirir; kendine gelince neden böy le yaptığı sorulduğunda, "Hacı Baba! Mel'ûn geldi. İllâ "Allah iki diyeceksin." dedi, Ben de "Hayır Allah birdir." diye müca dele ediyordum." demişti. İrtihâlinden sonra bir zât ile haber gönderir. "Benim hâlim Hacı Babamın bugünlerde okuduğu kitabın şu sâhifesindeki velîlerin hâlidir." der. Kitaba bakıldı ğında haberin doğruluğu görülür. Esad-ı Erbilî (k.s)'nin dergâ- hında yıllarca aşçılık yapan Tevfik Baba, Medine-i Münevve- re'de, son nefeslerinde, yanında bulunan cemaate, "Asâmı ve rin." der. Süratle âsâyı atar, karşıda bulunan camlar yere iner. Buyurur ki: "İmanımı almak için mel'ûn geldi, onu kovmak için âsâmı attım." Esâd Erbilî (k.s) Hazretleri, "İki ay oldu içi me iman korkusu girdi, ne olur îmanıma duâ edin." diye dost larına yalvarır. 34

