Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
ISLÂM I N $ A ,R T L A R I namazından sonra da iştiyakla, büyük bir arzu ile tavaf yapıp, BeytullahTn içinden sayılan 'Hatim'de evrad ve ezkârımızı edâ ettikten sonra, "Zâtını müşahede ile hakikate, yaratılış sırrımızı idrâk ile de marifete ulaştır Yâ Rab!" diye sızlanıp dururken, bu heyecanlı ânı pür dikkat seyre dalan, her tarafı nûr olan Cezâyirli genci de unutamıyorum. Şöyle derdim kardeşlere ara ara: "Her halde biz ölünce kavuşuruz O'na. Mevlânâ (k.s) anlatır Mesnevî'de. Hindistanlı bir tâcir, ev halkının ihtiyacını ve kafeste bulunan tûtî kuşunun arzusunu sorar. Kuş der ki: 'Benim halimi orada bulunan tûtîlere haber ver.' Tacir, kuşun isteğini arz edince ağaçtaki kuşa, kuş kafasını bir tarafa yıkıp yere düşerek ölür. Bu hali evindeki tûtî kuşuna haber verince o da ölür. Biraz hava alsın diye dışarı çıkarınca, kuş pır diye uçup kaçar. Bu hadise ile Mevlânâ (k.s) şu hakikati dile getirir: "Ölmeden evvel ölmeyince, bu beden kafesinden çıkmayınca, ruhu bedene hakim kılmayınca, saâdete, huzur ve sükûna ermeyiz." Kılman namaza, okunan Kur'ân'a, yapılan duâlara, teşbih ve tehlile doyulmuyordu. Elhamdülillah, üç sefer umre yap mak nasib oldu. Birinde Taha, Peygamberimiz (s.a.v)'in doğduğu Hâne-i Saâdeti görmek istedi. İkindi vakti ihramları giydik, sanki bizi bekliyor gibi hazırlanan minibüse binip Mikâd mahalline gittik. Araba bizi daha yeni açılan Hâne-i Saâdetin önüne getirdi. Taha, "Bu esansı, kokuyu kim sürdü." dedi. Biz de, "Nûr-u İlâhî, Muhammed Mustafa (s.a.v)'nın kokusu." dedik. Yâsin-i Şerifi, Efendimiz (s.a.v) ve annelerinin, doğumunda hizmet edenlerinin ruhlarına bağışlayıp Bâbü's- Selâm'a geldik. Akşam Namazına tavafı, yatsı namazına da sa'yi tamamladık, şükürler olsun Allah'a. Veda tavafına geldiğinde sıra Allah'ın Beytinden, tekrar tekrar gelmek üzere Rabbimizin izniyle ayrıldı bedenimiz. 235

