Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
HATIRALAR5 Hasan’ın Hâli Başka Küçük yaşlarda hüngür hüngür ağlardım. Bize gelen misafirlerden Kasır Hoca (r.aleyh) “Evlâdım, hangi günahına ağlıyorsun?” der, çok muttakî olan bu Hoca Efendi de ağlardı. Babam da “Hasan’ın hâli başka, ona dokunmayın.” buyururlardı. Müderris Mustan Hoca’da okurdum. Biz meclise vardığımızda, ilim halkasında bambaşka bir hal olur, hep beraber ağlaşırdık. Az Yemek Gençliğimde, aldığım feyiz ile on beş gün yemek yemedim. Kılavuz Hafız ise iki ay yemek yemedi; yalnız, oruçlu iken iftarda bir bardak bal şerbeti içer, orucuna devam ederdi. Sami Efendimiz Yahyalı’yı teşriflerinde, bu halin seyr ü sülûke mani olacağını, normal bir şekilde yenilip içilmesi gerektiğini, ruh zikrinde fazlaca kalındığı için böyle bir hâlin vâki olduğunu bizlere izah buyurdular. İki Hasan’dan Biri Konya’daki kardeşlerimiz Sami Sultanımıza: “Efendim, bize iki Hasan’dan birini gönder.” diye istirhamda bulunurlar. Üstadımız Konya’ya gitmemizi emir buyurduklarında: “Benim de gönlüm Konya’ya gitmeyi arzu ediyordu.” dedim. Üstadımız, Konya’daki sohbetimizi kastederek “Baygınlık hali zuhur ederse Kur’ân-ı Kerîm okutalım.” buyurdular. Konya’da büyük bir sevgiyle karşılandık. Yemek esnasında, Üstadımızın Yahyalı’yı teş riflerinden ve birçok hallerinden anlatırken vücudumuzda bir başkalık meydana geldi, tüylerimiz ürperdi. Aldığımız feyzin etkisiyle burnumuzdan nefes almaya başladık, nerede ise bayılacaktık. Kardeşlerimizden birine Kur’ân-ı Kerîm okumasını işaret ettim, fakat çok zorlandı. Bunun üzerine silsile-i şerîfi okumaya başladım, güçlükle kendimize gelebildik. Cemaatten Nâsır Efendi: “Emir olmasa söylemezdim. Peygamberimiz (s.a.v.) ve peşlerinde pîrân-ı izâm teşrif buyurdular, sizlere selamları var.” dedi. Bizden Anlat 1959 yılında Sami Efendimizi ziyarete gittim. Sohbet edecekleri evde etraftan gelen misafirlerle Üstadımızı bekliyorduk. Bu esnada Mustafa Alemdar kardeşimiz içeri girip: “Üstadımız rahatsız oldukları için sohbeti Hasan Efendi yaptıracak.” demesin mi? Ben mahcup bir şekilde en gerilerde oturuyordum. Herkes gözüyle beni arıyordu. Tarif edilen yere râbıta ile oturup “Üstadım ne konuşayım?” diye kalben kendisine müracaat ettim. O da: “Bizden anlat, bunlar bizi bilmiyorlar.” buyurdular. Bir kısım hocalar, Üstadımızdan arkadaşları gibi bahsediyorlardı; ben de buna üzülüyordum. Sohbette Sami Efendimizin (k.s.) doğumundaki hadiselerden ve onda olan manevî hallerden anlatmaya başladım. İhvân-ı kirâm gözyaşlarıyla dinlediler, pek memnun oldular. “Yahu, o kadar yakın olmamıza rağmen bir ücra ilçede yaşayan zat kadar Sami Efendimizi anlayamamışız.” demeye başladılar. O’nun kutbiyyetini, kemâlini az da olsa idrak ettiler. Hasan Efendi’yi Neden Bu Kadar Yordunuz? 5 Bu bölümde hatıraları nakleden H. Hasan Efendi (k.s) Hazretleridir.

