Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
RÂBİATÜ’L-ADEVİYYE3 Hak Teâlâ’nın bir kulu kabul etmesinde, erkeklik, dişilik asıl değildir. Nitekim nübüvvet, aynı izzettir. Beylik, ululuk, büyüklük, küçüklük O’nda ayrıcalıklı bir yer tutmaz. Bununla beraber velîlik dahi böyledir. Râbia’nın zamanında, Hak muamelesi içinde dengi yok idi. Nice veliler gönlünde makbuldür. -kuddise sirruhâ- (öl. 185/801) Mum-İğne-Kıl Bir gün Râbia annemiz Hasan Basri’ye mum, iğne ve bir de kıl verdi: Bunun anlamı şu idi: Mum gibi âlemi nûrlandır. İğne gibi yalnız ol. Kıl gibi ince ol. Yani kıl gibi oluncaya kadar riyâzete çekil. Kimseden Öğrenilemeyen İlim Bir gün Hasan Basri; “Yâ Râbia! Hak Teâlâ’nın senin gönlüne ilham ettiği, kimseden öğrenmediğin şu ilimden bana bir harf öğret.” dedi. Râbia: - Birkaç okka ip eğirdim. Onu pazarda sattım, iki akçe etti. Birisini bir elime aldım, diğerini de öbür elime aldım. Bir biri üstüne koyarım da çift olur, tâ ki beni yoldan çıkarır diye korktum. Dört akçeyi bir biri üstüne koyan bu ilimden öğrenmez, dedi. Rahman’ın Sevgisi Rabiâ’ya sordular: -Hakk’ı sever misin? -Evet severim, dedi. -Şeytanı düşman tutar mısın? dediler. -Yok, dedi. -Niçin? dediklerinde: -Çünkü, Rahmân’ın sevgisi içimi öyle doldurmuştur ki, şeytan düşmanlığı içime sığmaz, dedi. Kaygısızlık Bir kişi gördü, şöyle diyordu: “Vah kaygıdan!” -Öyle deme. Vah kaygısızlıktan de, dedi. Şükür Tülbendi Rabiâ annemiz, başına tülbent bağlamış bir kişiyi gördü, ona: -Başına niçin tülbent bağladın? diye sorunca: -Başım ağrıdı, cevabını aldı. -Kaç yaşındasın? dediğinde: -Otuz yaşındayım, dedi. -Otuz senedir başına şükür tülbendi bağlamadın da şimdi şikayet bezi mi sardın? Vah! Vah! dedi.

