Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
69 Kumandanlarımız da sürekli olarak bize “Salât-ı Nâriyye”yi okutturuyorlardı... Böylece ilâhî yardıma nâil olduk.” Maraş harbinde, bir avuç mücâhid her şeyi göze ala- rak mevzilerini terk etmeyip şehâdete koştuğunda, Kıbrıs’ta Beşparmak dağlarında Allah Allah nâralarıyla semâyı in- lettiklerinde, insan gücünün üstünde tankı bir askerin kaldırışında, Seyid Ali çavuş Çanakkale’de 215 kilogram ağırlığındaki top mermilerini sırtlayarak top kundağına yerleştirdiğinde, Maraş İstiklâl Harbi’nin kazanılmasında ilâhî rahmetin tecellîsi göz ardı edilemez. Allâh’ın (cc) dostluğunu ve yardımını kazanmış olan kimse başkalarının yardımına muhtâc olmaz. O’nun yar- dımının tecellî ettiği yerde mağlûbiyet yoktur; yardımsız bıraktıkları ise iflâh olmazlar. Bu sebeple mü’minler sâdece O’na dayanmalı, O’na tevekkül etmeli ve O’ndan yardım istemelidirler. Allâh’ın bir kimseye veya bir millete yardım etmesi veya onları yardımsız bırakması şüphesiz ki sebep- lere ve hikmetlere dayanmaktadır. Bu sebeple mü’minler Allâh’ın yardımına erişebilmek için O’nun rızâsına uygun hareket etmeli ve gazabına sebep olacak davranışlardan da sakınmalıdır. Ancak böyle yaptıkları takdirde yüce Allâh’ın yardımına lâyık olurlar. “Allah size yardım ederse artık sizi yenecek hiçbir kimse yoktur; eğer sizi yardımsız bırakırsa O’ndan son- ra size kim yardım edebilir? Mü’minler yalnız Allâh’a güvensinler.”7 Şehâdetin Önemini Kavrayan Bir Milletiz Âl-i İmran Sûresi, 169. Âyet: “Allah yolunda öldürülen- leri sakın ‘ölüler’ saymayın. Hayır, onlar Rabbleri Katında diridirler, rızıklanmaktadırlar.” 7 Âl-i İmrân, 3/160.

