Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
64 Yâsin: “Siz ey Müslümanlar! Suskun ve âciz, helâk olmuş ölüler. Hâlâ kalbleriniz sızlamıyor mu başımıza gelen bu acı felâketler karşısında? Bir halk yok mu, hiç mi kimse yok Allah (cc) için ve ümmetin nâmusu için kızacak?” Cenâzesi üç gün evinde kalan Kurtubalı âlim İbn-ül- Furâdî: “Hacc için Mekke-i mükerremeye gittiğim zaman, Kâbe-i muazzamanın örtüsünü öpüp, Allâhü Teâlâ’dan bana şehidlik nasîb etmesini diledim. Oradan ayrılınca, öldürülmek korkusu içimi kapladı. Söylediklerimden pişmanlık duydum. Geri dönüp, Allâhü Teâlâ’dan dînine hizmet etmem için uzun ömür vermesini ve sonunda şehidlik nasîb etmesini istedim!” 17. Alay komutanı Yarbay Hasan Bey, yaralı Fransız askerini kurtarmak ister. Hâin gizlediği hançerle komutanı yaralar. Yerde cansız yatan komutanın gözleri buğulanmış, çehresi solmaya başlamıştı. Birden, silkinir gibi oldu ve yanında- kilere: “Beni ayağa kaldırınız” dedi. Askerleri onu yavaşça ayağa kaldırdılar. Üstü başı kan içinde olan ve son anlarını yaşayan Yarbay Hasan Bey; “Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Rasûlullâh” dedi. Yüzünde derin bir tebessüm oluşmuştu... Ve ardından edepli bir hâlde şu son sözünü söyledi: “Zahmet buyurdunuz yâ Resûlallâh!” Cemâat-i İslâmî lideri Mevlânâ Nizami’nin son sözleri: “Ben kimseden af dilemem. Hayâtın ve ölümün sâhibi tek olan Allah’tır (cc). Ben hiçbir suç işlemedim...! Sizden bana duâ etmenizi istiyorum. Hayâtımın sonuna kadar Allah beni îmân üzere istikamet üzere kılsın. Tüm hayâtım boyunca şehîd olmak için duâ ettim. Eğer Allah beni şehîd olarak kabûl ederse bu benim için en büyük kazançtır. İnşâallah cennette görüşürüz...!” Şeyh Mustafa Hulûsi (ks) dedem, Menemen hâdise- siyle, îdamla yargılanır. Af edilince, şehâdete olan aşkını

