Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
62 Sulhün temin edilmediği yerde Cuma namazının kı- lınmasının câiz olmadığını bilen Sütçü İmamlar, ellerine silâhı alıp yurt savunmasına çıkmışlardır. “Kâlû belâ”, ‘evet Rabbimizsin’ cevâbıyla kalktık kıyâma. İhrâma büründüğümüzde okuduğumuz “lebbeyk” sadâsıyla geldik kendimize. “Hizmetine geldim. Ey Allâh’ım! Hizmetine geldim. Senin ortağın yoktur, hizmetine geldim. Hamd ve nîmet senindir. Mülk senindir, ortağın yoktur. Allâh’ım Sana itâat ve ibâdete hazırım, emrine boyun eğiyorum. Sana ibâdet üzereyim, Senin ortağın yoktur, emrine boyun eğiyorum. Hamd ve nîmet gerçekte Senindir, mülk de Sana mahsustur. Senin ortağın yoktur.” nidâlarıyla îman ve İslâm’ın nûru girdi kalbimize. Müşriklerin ortasında “Ebû Zer” (ra), îmânını bu nurla haykırdı. Tevhîd inancını savunan yedi er de bu nurla dikildi Takyanus’un karşısına. Hz. Yahyâ (as), Hz. Zekeriyyâ (as), Hz. Hamza, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ali, Hz. Osman, Hz. Hasan ve Hüseyin (r. anhüm), son devrin din mazlumları ve 15 Temmuz’da yüzlerce şehid ve binlerce gâzi hep vatanımız derken din ve İslâm için fedây-ı cân ettiler. Zafere az kaldı, kavuşalım nurlu kervâna, zindan gül gülistan diye koştu Ömer Halisdemirler. Doğum gününde, şehâdetle Cennet’e doğan mücâhidler boşuna koşmadı o gecede. Şehâdete olan aşkımız da bizim, şu İlâhî hitabla taçla- nır: “Mü’minlerden öyle erkekler vardır ki, Allâh’a ver- dikleri sözde sadâkat ettiler: Kimi (şehîd oluncaya kadar döğüşeceğine dâir) adağını ödedi (şehîd oldu), kimi de (şehîd olmayı) bekliyor. Onlar aslâ verdikleri sözü de- ğiştirmediler.”3 3 Ahzâb, 33/23.

