Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
29 Hz. Ömer’in (ra) minber üzerinde verdiği komut iki aylık mesâfeden duyulur. “Yâ Sâriye! Dağa dağa” sözü. Hilâfeti müddetince gece yatak serdirmemesindendir bu sır. Hz. Bilal’in (ra) ezan okumak için giderken mescide, semâ katla- rında duyulur ayağının sesi. Kelâmî dergâhına gerekli olan ihtiyaç dergâhın görevlilerine yazdırılırken, çok uzaklarda olan Behice Sultan’a “eline kalemi al da yaz” sözüne icâbet gecenin bereketidir. Ruh âlemindeki yürüyüş bir dâvettir. Mâruf olan Pazar- tesi ve Cuma geceleri toplanır divan heyeti. Teşrif edecek olanlar gönül dâvetiyesiyle gelirler. Bunun sebepleri çok- tur. “Şüphesiz gece kalkışı alabildiğine uygun ve kırâete (Kur’ân okumaya) daha elverişlidir.”2 “Biz Kur’ân’ı gece indirdik.”3 Gece yapılan seferde, kalb devreye girer. Gönlün sesi dinlenir. Gecenin sükûneti, kişinin kalbinin selâmeti ve Kur’ân’ın kalbi olan Yâsîn-i Şerîf’in kırâetiyle yapılır yolculuk gecede. Yapılan duâya icâbet, istiğfarla bağışlanma, hâcet- lerin giderilmesi seherde olur. Dört mevsim içinde bahar gibi olan seher vaktinde meydana gelir alış-veriş. Ürünün bire on, yediyüz, kat be kat fazla verdiği seherde yapılır hasat. Gönlün hâline göre değişir bereket. Bu zamandadır ehlüllâha lutfedilen nîmet. Kalblerin semâsına inen feyiz, vâridât, tecellî hep ge- cededir. Aslında gece kendine çağırır âşıkları. Yâr ile buluş- ma, sarmaş-dolaş olma vaktidir. Seven sevdiğiyle halvette görüşür. Bezm-i hâs olur. Bin bir kelâmın konuşulduğu, mi’râc gecesi olur. Mevlânâ’nın (ks) dediği “şeb-i arus”, dü- ğün gecesi olur. 2 Müzzemmil, 73/6. 3 Kadr, 97/1.

