Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
28 İllâ ayakla mı yürünecek? Habîbullâh (sav) Mi’râc hâ- disesinde burakla, mirac, merdivenle, refref, bir örtüyle seyahat etti. “Leylen” tâbiriyle, çok kısa bir zamanda yaptı yolculuğu. “Esrâ” ifâdesiyle, izn-i İlâhî ile yürütüldü. Ruhlar âleminden ana karnına, ana karnından dünyâ evine, dünyâdan uhrâya sefer var. Bulunduğu yerden âlem- leri seyir de var. “Sefer der vatan” terimiyle enfüste de var yolculuk. Nefsin, ruh ve sırrın, ilmin mertebelerinde olan ulvî sefer, on sekiz bin âlemin devridir. Esad-ı Erbilî (ks) “bedenle yapılan tâatin yürüyüşü Mevlâ-i Müteal’e, karınca- nın gidişi gibidir. İbâdetin takvâ, haşyet cihetiyle yapılması, karıncaya nisbeten trenin yolculuğu gibidir” buyurur. Onlar için mesâfe uzun değildir. Maddî olan cereyan akımını düşünecek olursak ‘bir an’ diyebiliriz bu kat edilen mesâfeye. Âsaf bin Berhiyâ’nın Sebe ülkesinden Belkıs’ın tahtını getirmesi, göz açıp kapama müddetincedir.1 1 Neml, 27/40. Bereket Gecede

