Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
HazreM Yûsuf'un Berâeti / 97 onun yerine olsa idim beni çıkarmalarını şart koşmadan tâbirini söylemezdim. Taaccüp ettiğim bir de şudur ki, melikin elçisi Yûsuf’u götürmeye geldiği vakit yine ace le etmedi ve: “Efendine git de, ellerini kesen kadın ların dertleri ne idi de kestiler, diye sor!” dedi. Ben onun yerinde olsa idim, onun kadar zindanda kalmış bulunsa idim hemen elçinin sözüne icâbet eder, çıkar dım ve özür aramazdım. Muhakkak ki kardeşim Yûsuf hilim ve teenni sahibidir. ” İbnu’ş-Şeyh demiştir ki: “Yûsuf, “Ellerini kesen kadınların dertleri ne idi de ellerini kestiler?” deyip, kadınların suçsuz, Züley- hâ’nın ise bütün fitnelerin menşei ve menbaı olmasına rağmen onun makâmına dokunmadan ve sanki onu gizlercesine suâl etmişti. Bu inceliği ve yüksek ahlâkı gören Züleyhâ bu güzel harekete karşılık olarak bütün fitne ve günahların kendisinden sudur ettiğini, ve Yû suf'un bütün o yalan ve iftiralardan berî olduğunu îlan ve itiraf etmiştir.”53 o - }t fi <«r> jjlül o^S M <Ul ¿>1 j “Muhakkak ki Allah hâinlerin tuzaklarını muvaf fâkiyete erdirmez.” Hıyânet; sıfât-ı zemîmeden, yani kötü sıfatlardan emânet; hasâil-i hamîdeden yani güzel hasletlerdendir. Namaz, oruç, ölçü-tartıya dikkat, köle ve câriyelerin hu- kûkuna riâyet ve vedîatullah olan çocukların hakkına ri- 53. Rûhu’l-Beyân 2/177

