Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hazret-Î Yûsuf'un Berâeti / 95 Melik o kadınları toplayıp dedi ki: “Yûsuf’un nefsinden kâm almak istediğiniz zaman ne halde idiniz? Kadınlar: Hâşâ, dediler. “Allah için biz onun hakkında bir fenâlık görmedik. İşte bu zaman Azîz’in karısı şöyle dedi: “Şimdi hak meydana çıkmıştır. Onun nefsinden murâd almak isteyen ben idim. O ise şeksiz şüphesiz doğru söyleyenlerdendir. Elçi gidip ve Yûsuf’a bu kat’î îtirâfı naklettikten sonra Yûsuf dedi ki: “Benim onun bu îtirâfına lü zum görüşüm Azîz’in gıyabında kendisine kat’î sû- rette bir hâinlik yapmadığımı ve Allah’ın hâinlerin hilesini hiç şüphesiz muvaffâkiyete erdirmeyeceği ni onun da bilmesi içindi.” Yûsuf, Züleyhâ’nın ismini burada söylemedi. Hem teeddüben söylemedi, hem de hakkına riâyeten. Bir de düşmanlığın zirvesinde olduğuna İnandığı için bir mek- rinden daha sakındığından dolayı söylemedi.'Fakat di ğer kadınlara gelince onlar hakkı bütün şiddetiyle söy lemek ve Züleyhâ’nın Yûsuf’un nefsinden murâd almak isteyip de Yûsuf’un ismetini muhâfaza ettiğini ikrar et mesini onlara göstermek istiyordu. Âlimler demişlerdir ki: Yûsuf -aleyhisselâm-, Melik hakîkat-ı hâle diğer ka dınlarla berâber İyice vâkıf olmadan, meselenin aslı hu sûsiyle Azîz tarafından açığa çıkmadan, haksız yere zindana atıldığı onlar tarafından kabul edilmeden zin dandan çıkmak istemedi. Yûsuf aklını, sabrını ve vakâ- rını göstererek zindandan kurtulmaya da teşebbüs et-

