Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Yûsuf ve Züleyhö / 61 Âyet-i kerîmede '^ şartının cevapı mahzuftur. Yani, “Rabbinin' zinanın hakikatine dâir burhânını müşâhede etmiş olmasa idi, cibillî meyli mûcibince zâhirî bir mâni görmemiş olacağından durum aksine cereyan edecek ti. Fakat bütün cihetlerden Rabbinin burhânını görünce Yûsuf düşeceği büyük tehlikeden halas edilmiş oldu. “Muhakkak ki o benim halâsa erdirilmiş kulla- rımdandı." Âyet-i kerîmede durumun nezâketinden '^ şartıyla beyânının hikmeti, Yûsuf’un o işten sakınmasının tabiatı beşeriyesinin müsâade istemesiyle değil mahza iffet ve nezâhetle, içindeki hissiyâtının ona bütün hücumlarına ve teşviklerine rağmen maddî ve mânevî nezâhetini mu hafaza ve Allah korkusu ile olduğunu beyân içindir. Böyle hâricî hazırlamaların, yani dıştan gelen tah rik ve teşviklerin insan tabiatını bütün açıklığıyla ortaya koyması neticesinde düşülecek duruma düşmemiş ve mehâfetullah ve sıyânetullah ile necat bulmuştur. Bu cihetten âyet-i kerîmede: “Muhakkak ki o ha lâsa erdirilen kullarımdandır.” buyurulmuştur. Onlar bütün uzuvlarıyla Hakk’a ibâdete yöneldikleri için böyle ciddî tehlikelerden Allah onları halas eder. Âyet-i kerî mede, kul hakka tam yöneldikten sonra onu şeytanın iğvâ edemiyeceğine de işâret vardır. İşte şu âyet-i kerî me de bu husûsu sarâhaten ifâde etmektedir: '^ 2JSÜ> Sil «ay> ¿^f ^^ 'Jj-U Jt3

