Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
58 / Hazret-i Yûsuf nur parladığını, konuştuğu vakit nurların şualarının her tarafa saçıldığını gördüğünü söylemiştir. Ve güzelliğinin kelimelerle ifâde edilemiyeceğini beyân etmiştir. . & Züleyhâ Yûsuf’a seslenip: - İşte bu müzeyyen odayı senin için hazırladım. Yûsuf: - Ey Züleyhâ! Sen beni harama dâvet ediyorsun. Yâkub evlâdı ise bu fiili işlemez. Sen bana zillet ve hü zün libâsı giydirmek istiyorsun. Ey Züleyhâ! “Sürür Evi” diye isimlendirdiğin bu evin hüzünler ve feryâtlar evi ve cehennemin bir köşesi olmasından korkuyorum. Züleyhâ: - Ey Yûsuf! Ne güzel gözlerin var! Yûsuf: - Onlar en evvel cesedimden yere akacak. Züleyhâ: - Ne güzel yüzün var! Yûsuf: - Toprak onu yiyecek. Züleyhâ: - Ne güzel saçların var! Yûsuf: - Onlar cesedimden ayrılıp toprağa dökülecek. Zü leyhâ: - İşte ipek döşek hazır. Kalk hâcetimi yap! Yûsuf: - Sen benim cennetteki nasibimi zâyî edeceksin, beni ebedî saâdetten mahrum edeceksin. Züleyhâ: - Gözlerim senin muhabbetinle sarhoştur. Ne olur gözlerini yerden kaldır da hüsn ü cemâlime bir bak! Yûsuf:

