Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
------------------------------------------------ Yûsuf'un Kuyuya Atilması / 41 Bitmek gerekir ki mutlak ve küllî cemâl ve kemâl Al lah’a mahsustur. Kula mecâzen izâfe edilir. Onun için kula gereken şey, Allah'a nisbet edilmesi gereken şey leri O’na nisbet etmektir. Onu mâsivâ ile karıştırmamaktır. Kendine geçici ve eğreti olarak verilen şeyleri ve geçici nimetleri bilip her şeyin Hakkın yed-i kudretinde olduğuna inanmaktır. An cak bu sâyede Hakka lâyık bir kul olabilir. Bu cihetle kalbi tasfiye yolu zor bir yoldur. Mihnet ve meşakkate düşünce edebe sarılmak lâzımdır. Bu sebeple Peygam berimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-: j CjİjI u Jio ^j ^ijl “Hiç bir nebiye bana edildiği kadar ezâ edilmedi." buyurmuşlardır. Bu sözün bir başka mânâsı; hiç bir ne bi benim safâ dereceme vâsıl olmadı, demektir. Bu yo lun mihnetlerinin bir zerresine tahammül, bir çok keşif lerden, kerâmetlerden çok daha âlâdır. Allah teâlâ, as- fiyâsını, yani hâlis dostlarını mübtelâ kıldığı kadar kim seyi mübtelâ kılmamıştır. Onları da kendi zâtı için nice kulları arasında kendine kul olarak seçmiştir. Hidâyete erdiren ancak Allah’tır. Lla^ il LLI L IjJls ^ı^ Ûj^aj î-L4^ ^Ll jl> ^ esi li j \1jJI 'aKÜ jL> uiy. ¿) j JŞ^ I

